Karmaşanın içinde her an büyük bir cazibe yakalayabilir zihin. Zor olan ve kolay anlaşılmayan her şeyin içinde bir emek ve bir hak ediş mücadelesi var edebilir. Bu mücadeleyi bir motivasyon kaynağı olarak kullanabilir. Oysa karmaşa, cazip değildir. Bulanıktır. Hedeflenen sonuca giden yolu da bulanıklaştırır, zaman kaybettirir ve yanıltma payı her zaman çok yüksektir. Yani komplike olan her durumda, olayda ya da “şey” de sukutuhayale uğrama ihtimali hep daha fazladır.
Neye tutunduğunu ısrarla sor kendine.
Neye tutunuyorsun?
Çünkü tutunduğun her ne ise hareket kabiliyetini alır elinden. Alkışa teslim olamazsın, döngüye giremezsin. Tuttuğun şey direnç gösterdiğin yerdir çünkü.
Dolayısıyla tıpkı doğa gibi almaya ve vermeye razı, her an döngüye ve değişime teslim, eminlik içinde olmak esastır.
Doğa anbean yenilenen ve değişen bir sistem… insan da doğanın bir parçası olarak böyle olmalıdır.
Çünkü değişime ve akışa direnen kaybeder, yok olur. Mühim olan döngüye güvenmektir. Döngünün yenileyici ve tazeleyici olduğunu bilmektir.
Yüzdeki görülen kızgınlık tamamen aykırıdır doğaya. Buna sürekli devam ediyor olmak, yüzün güzelliğini ve etkisini yok eder. Sonunda yüzdeki güzellik geri dönülmez şekilde silinir gider. Artık bir daha canlandırılamaz. Dolayısıyla bundan kızgınlığı ve öfkenin akla aykırı olduğu sonucuna ulaş.