"... Lermantov'un mısralarını unutabilir miyim kardeş, o her şeyi ifadeye kâfi:
'Hem üzüntü, hem keder, kime el uzatırsın?
Bir bahtsız anlarda, tutacak kim var?
Ve etrafa dikkatli bakınca, zaten hayat
Adeta bir şaka, boş ve aptalca.'
Alıntının alıntısı:
"Ağlasam sesimi duyar mısınız? Mısralarımda
Dokunabilir misiniz
gözyaşlarıma
ellerinizle
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel Kelimelerin kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce."
"İki dua arasına sıkışan ömürde, bir can yaşayacaktı, sevapları ve günahlarıyla. Her bebek, şansı varsa mutlu, sağlıklı, başarılı olacaktı. Şansı yoksa kim bilir neler gelecekti başına! Hastalıklı, geri zekâlı, sakat olabilirdi. Cüzama yakalanabilirdi. Çok yoksul ve cahil kalabilirdi. Geneleve, hapishaneye düşebilirdi. Tanrı'nın ona biçtiği kaderi, sevgi ve anlayış vererek dengelemek, sadece bizlerin elindeydi. Biz insanların, biz ne yapıyorduk oysa; kendimiz gibi olmayanı, kendimize benzemeyeni dışlyorduk, onun da Allah'ın kulu olduğunu unutarak. Hem bir taraftan dışlıyor, bir taraftan da, dışlamayacak cesareti gösteren olursa, alkış tutuyorduk, tuhaf bir çelişkiyle."