Kendinden nefret eden biri bir başkasını sevebilir mi? Böyle biri kendiyle kavgalı olan başka biriyle uyum içinde olabilir mi? Kendine eziyet çektirip yine kendi kendine çok bilmişlik taslayan böyle bir insan başka birine huzur verebilir mi?
Erkeklerin hoşuna gitmekten başka ne beklentileri var hayattan? Yoksa neden bu kadar yıkanıp saç baş yaptırsınlar ya da sürüp sürüştürsünler, takıp takıştırsınlar hatta bin çeşit naz ve cilve ile kandırma sanatının erbabı olsunlar? Erkekleri budalalık kadar kendine çeken başka ne var?
Nereden geliyor erkeğin kaba saba gövdesi, tüylü derisi, ormansı sakalı, hasılı gençliğe zıt görünümü? Yanıt çok basit: Aklından.
Hatunlara ise kanlı canlı pürüzsüz yanaklar, şûh bir ses, ipeksi bir cilt kalır ki bunlar da onları ebediyyen genç kalacaklarmış gibi göstermeye yeter de artar.
Yaşlılığın çocukluğa attığı son çalımdır: Çocukluk harika bir şeydir ama ne yazık ki güdüktür ve hayatın belki de en muzip eğlencesini es geçer -gevezeliği-. İhtiyarların özellikle tüyü bitmemiş gençler arasında ve aksi durumda da gençlerin teneşirlik ihtiyarlar karşısında ne kadar yetersiz kaldığını hatırlatmak isterim sizlere.