Ermeni Yazar Raffi Ermeniler arasındaki Amerikan etkisini şöyle açıklar: “Misyonerler Ermenilerin evlerine bir lamba gibi girdiler. Fakat aynı kurtlar gibi onları parçaladılar.” Yapılan çalışmalar sonunda Amerikalı misyonerler Ermeniler arasında çekişme ve huzursuzluk yarattı, tabiri caizse bulanık sularda onları balık gibi havladılar. 
Müslümanlar arasında faaliyet gösteren her bir misyoner Arapça ve Türkçe’nin yanında İslamiyet ve İslam Tarihi’ni öğrenmek zorundadır. “Hristiyanlığa karşı tek maskesiz güç olan İslam’ın” ancak bu yolla alt edileceği misyonerlere yıllarca öğretilmiştir. Anadolu’da bulunanlar onlar gibi yaşayarak, onlar gibi sarık giyimiyorlardı.
Amerika’yı Osmanlı İmparatorluğu topraklarına çeken, bu toprakların jeopolitik ve jeostratejik bakımdan önemli olmasıdır. Anadolu toprakları sanayi devriminin ihtiyacı olan kömür, petrol, zımpara yataklarına sahiptir ve emperyalist güçlerin iştahını kabartmaktadır. Diyarbakır’da zengin bakır ve petrol yatakları mevcuttur.
Amerikan misyonerlerin faaliyet gösterdiği ve geri dönüklerini alabileceklerini düşündüğü bölge iki büyük imparatorluktu: Çin ve Osmanlı imparatorluğu.
*Her iki imparatorluk da Amerika’nın iştahını kabartan hammadde ve pazar imkanına sahipti.
*Her iki imparatorluğun birbirine benzeten diğer bir özelliği de Batı’nın özellikle teknolojik alandaki ilerleyişini takip edemeyişleridir.
*Bünyesinde Hristiyan unsurları barındırması ve köklü birer imparatorluk olmasıdır.