Evet, insanda tuhaf bir halet-i ruhiye vardır.Bulundukları asırdan şikayet ederler,bulundukları zaman sövüp sayarlar . Sırası geldikçe her kötülüğü,her musibeti içinde yaşadıkları asr'a yüklerler . "Ah!... Ne kötü zamanlara kaldık.Geçen zamanlar ne iyi,ne bereketli,ne hayırlı zamanlar imiş.Şimdi mertlik yok, insanlık yok, ahlâk yok.Bu asır cehalet asrı , ahlaksızlık asrı , menfaatperestlik asrı " diyerek hayır ve iyilik adına ne varsa hepsini kendisinden önce geçmiş zamana verir.Kötülük ,kusur ve şerr namına ne varsa onları da bulunduğu zamana yükler .Hâlbuki düşünün bir kere: zaman niçin kötü olsun? Zaman hep aynıdır; yüz sene önce ne ise bugün de odur.Zamanda ,ayda ,yılda ,günde ... kısacası üzerine yemin edilen eşyadan birinde şerr (bulunduğunu) vehmetmek büyük bir hatadır.İyilik ve kötülük zamanda değil, insanların kendilerindedir.
Arkamızda güzel bir yaşam öyküsü bırakmaya giden yolun dört önemli aşaması var. ilki değişmeye,harekete geçmeye ve bir şeyleri değiştirmeye ihtiyaç duymak. İkincisi; bizi harekete geçirecek,hedeflerimize ulaştıracak olan irade gücünü doğru tanımak ve doğasını iyi anlamak.Üçüncusü ; iradeyi doğru yöntemlerle,ölçülü şekilde eğitmek.Yanlış yöntemler ve aşırı beklentilerle iradeyi hırpalamaktan kaçınmak. Sonuncusu ise; iradeyi eğitip güçlendirmenin anlık bir süreç olmadığının bilincinde olmak ve çeşitli aşamalardan geçen ,uzun vadeli ,zorlu bir öğrenme sürecine hazırlıklı olmaktır.