Bazı bilim insanları bebeğin ana rahminden ayrıldıktan sonraki ilk yılının "toplumsal rahim"de geçtiğini söyler. Böylece, varlığımız, dünya üzerindeki tüm canlılardan çok daha kuvvetli bir şekilde, toplumsal olarak şekillendirilir.
Şöminede yanan bir ateş düşünün. Bu ateşe büyük bir odun atarsanız ateş zayıflayabilir, hatta sönmeye yüz tutabilir. Fakat eğer ateş sönmezse, yavaş yavaş, o, kendisini ilk başta sendeletmiş olan odunu sarar ve onu da yakar. Sadece oduna rağmen yanmaya devam etmekle kalmaz, odundan beslenir, onun sayesinde, yavaş yavaş, daha da güçlenir.
Öfke, kaygı, stres, kıskançlık, kin, nefret gibi duygular hep hayatla, doğayla bir uyumsuzluğun belirtisidir, ayrıca, döngüsel şekilde, kendileri de bu uyumsuzluğu perçinler.