Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş; Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş. Gökten gelerek gönlüne rüzgâr gibi inmiş, Bir sır ki bu ölsen bile asla açamazsın...
Pusat yalnızlıktan hoşlanıyor yahut hoşlanıyorum sanıyordu. Fakat yalnız kalınca ve kendisini bütün varlığı ile bir meşgaleye veremeyince de aklına her zaman üzücü, sıkıcı, bunaltıcı şeyler geliyordu.
Herhalde siz de bir aşk yüzünden askerliği bıraktınız...
- Çok iyi bildiniz yüzbaşım...
Selim alayla güldü:
- Askerliği bırak diye sevgiliniz mi emretti? Onun gibi bir şey...
Bu cevap Selim'in alaylı gülüşünü öfkeli gülüşe çevirdi:
- O halde kendinize asker değil de üniformalı başıbozuk deyin. Bir asker, kız için üniformasını bırakmaz.
Doktorun sükûnetli gülümsemesi hüzünlü bir hal almıştı:
- Bazen bir sevgili için her şey bırakılır yüzbaşım. İnsan bir öfke ânında arkadaşını, bir buhran dakikasında kendi- sini öldürebildiği gibi, aşk denen hastalığın şiddetlendiği bir sırada da istikbalini, hâlini, mazisini, her şeyini feda edebilir.
Pusat, doktora istihkarla baktı:
- Bunları iradesiz, karaktersiz ve zayıf adamlar yapar.