_Çünkü Oğuz Atay'ı da okudum._
_Seni de tanıdım..._
_Diyebilirsin ki bir insanı fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin?_
_Haklısın belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim..._ _Seni az tanıyorum... Az..._
_Sen de fark ettin mi?_
_Az dediğin küçük bir kelime._
_Sadece A ve Z._
_Sadece 2 harf._
_*Ama aralarında koca bir alfabe var.*_
_O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var._
_Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında._
_Biri *Başlangıç*, diğeri *son.*_
_Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar._
_Yan yana gelip de birlikte okunmak için._
_Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler._
*_Senin ve benim gibi._*
_Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır._
_Belki de az, hayat ve ölüm kadardır!_
_Belki de,_
_seni az tanıyorum demek, seni kendimden çok biliyorum demektir._
_Bilmesem de öğrenmek için her şeyi yaparım demektir._
_*Belki de az her şey demektir.*_
_Ve Belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir._
> 📚| Az, Hakan Günday