Hakan S. profil resmi
Hakan S. kapak resmi
Zeki insanlar, sizleri aptalların yönettiği bir toplum şekillendirir.
------------------------------------------------------
Dünya zaten kötü, onun kötü olmasını daha da kolaylaştırıyor insanlar.
~Kafka~
121 kütüphaneci puanı
673 okur puanı
02 Mar 2015 tarihinde katıldı.
Zeki insanlar, sizleri aptalların yönettiği bir toplum şekillendirir.
------------------------------------------------------
Dünya zaten kötü, onun kötü olmasını daha da kolaylaştırıyor insanlar.
~Kafka~
121 kütüphaneci puanı
673 okur puanı
02 Mar 2015 tarihinde katıldı.
  • "Her girişte, vücudumuzun bir parçası madende kalır," dedi radyoda konuşan maden işçisi. Edebiyatta bedenden verilen fireler bu kadar elle tutulur olmasa da, kesinlikle var. Taze duygular, taze sözlerle aktarmak isteyen yazar, bu yüzden büyük sızılar çekiyor. Doğum sancısı gibi birşey "nasıl iletmek" sorunu... Kişiyi dolmuşa atlarken, dolaşırken, hatta uyurken bile tetikte tutan bu bilenme günlerinde bezginliğimizi, sabrımızı, her şeye karşın yitirmediğimiz umudumuzu nasıl anlatmak. Çevremizi kuşatan çirkef içinde temiz kalma savaşımızı. Bir yol kavşağı çeşmesinden göğse akıtarak içilen su gibi doğal, doyurucu anlatmak. Kolay anlaşılır olma özrüyle kolaya kaçmadan, kaytarmadan, yazdıklarını çoğaltmadan.
    Bir yazar, işinin başına otururken, kalemi eline ilk alıyormuş gibi bir acemiliğe kapılmıyorsa neden yazmak istesin? Bir daha hiç yazamayacağı korkusunu her keresinde duymuyorsa, yazma coşkusunu hiç tatmamış dernektir. Kendi adını basılı görmeyi, yaşadığının kanıtı sayıyordur yalnızca.
    Bu konuda sorulacak en önemli sorulardan biri şu galiba: "Bunu yazmam neyi değiştirdi?" Yani okur bunu okuduktan sonra bir kıpırtı duydu mu içinde, bir titreşim, bir serinlik, bir açılım? İkinci soru da şu: Ya ben şunu yazmadan edebilir miydim? Gerçekten?
  • Hakan S. tekrar paylaştı.
    Dört saat sonra her şey normale dönecek.
    Kimse yerini düşünmeyecek daha fazla
    Dağlara öykünmeyecek insanlar.
    Herkes olduğu kişi kadar ölecek en çok.
    Yeniden yola çıkacak adamlar kadınlara doğru,
    Modern olacak aşklar, ayırmayacak ikiye kimseyi
    Boş yerler dolmayı beklemeyecek artık,
    Beklemeyecek saçlar rüzgarı, dalgalanmak için.
    Gözler olur olmaz yaşarmayacak dört saat sonra.
    Kristal bahçeleri herkese serbest olacak,
    Ama kimse istemeyecek fazla parlamak.
    Mutlu insanlar ayrı bir zümre olmayacak
    Yeryüzü ayaklarımızın altında dönerken.
    Yüzlerce sebep anında kaybolacak
    Mazeret kalmayacak hiç bir uzaklık için.
    İstediği kalbi duyup, istediği hayatı görecek
    Dört saat sonra gözünü açacaklar.
    Evlerine dönecek sonra insanlar
    Kendileriyle ne yapacaklarını bilmeden.
    Gerek kalmayacak ama bir şey yapmaya
    Dört saat sonra her şey normalleşecek.
    Rüyalar farklı olacak belki ama tavanlar aynı.
    Gülümseyecek her uyanan sırayla,
    Başkası da kendisi gibi gülümsediği için.
    Sonra akacak her şey nehirler gibi
    Dönecek yavaş yavaş, karışacak iç içe
    Takip edeceğim tüm dünyayı ben de tam o anda
    Dört saat sonra, gözlerim kapanmadan önce
  • Olmadı, gene olmadı. İçimin sıkıntısı azalmadı, ezilmedi bile. Çayı içtim, bir çaya iki sigara bağladım. Sonra bir çay daha... Nereye gidersen git, aklını da, cesedini de yanında taşıyorsun. Kendini birine emanet edip, fırsattır deyip tüymedikçe bu alevli azaptan kurtulmanın yolu yok.
    Mahir Ünsal Eriş
    Sayfa 32 - İletişim Yayınları
  • Hakan S. tekrar paylaştı.
    Tahsin Yücel'i bilenler bilir.
    Öykücü,romancı,denemeci,çevirmen.Bir büyük usta...
    Kimim Ben adlı eserinde "Post-Modernizm Dedikleri"başlık altında açtığı incelemesinin bir bölümünde konu hakkında şunları söylemiş;
    Post Modernizm "sırtını üç temel yönelime:
    a)seçmeciliğe(eclectisme),yani özgün bir dizge,özgün bir yapıt oluşturmak yerine,daha önce başkalarınca oluşturulmuş dizgelerin,yönelimlerin kullanılmasına,
    b)beğenizisliğe(kitsch),yani beğenisizliğin,bayağılığın yeğlenmesine,
    c)içeriği,derinliği bir yana bırakıp tekniğin,biçimselliğin öne çıkarılmasına dayandığını söyleyebiliriz.
    Sanatı önemseyen,düşünsel ve duygusal çevrenimizi genişletip yaşamımızı zenginleştiren bir etkinlik olduğuna inanan bir kişiyseniz,bu kısa açıklama karşısında"Eksik olsun böyle sanat akımı!"diye söylenmenizden daha doğal bir şey olamaz."
    demiş.
    Peki siz ne dersiniz bu tesbite?
  • Haydi Abbas, vakit tamam;
    Akşam diyordun işte oldu akşam.
    Kur bakalım çilingir soframızı; 
    Dinsin artık bu kalp ağrısı.
    Şu ağacın gölgesinde olsun; 
    Tam kenarında havuzun.
    Aya haber sal çıksın bu gece; 
    Görünsün şöyle gönlümce.
    Bas kırbacı sihirli seccadeye, 
    Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana.
    Katıp tozu dumana,
    Var git,
    Böyle ferman etti Cahit,
    Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; 
    Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
    Cahit Sıtkı Tarancı
    Sayfa 58 - Varlık Yayınları
  • Alın size, işte insanlar! Hepsi böyledir. Bir davranışın kötü yanlarını önceden bilirler. Size yardım ederler, öğüt verirler, hatta başka çıkar yol olmadığını görerek desteklerler bile sizi, ama sonra işin içinden sıyrılıverirler ve bütün sorumluluğu yüklenmek cesaretini gösterenden öfkeyle yüz çevirirler. Hepsi böyledir, en inceleri, en zekileri bile.
  • -Size açılmamı mı isterdiniz doktor? diye sordum, insanın sevgilisinin adını anarak öldüğü ya da sevgili bir dostuna pomatlı yahut pomatsız bir tutam saç bıraktığı yılları çoktan geride bıraktım ben. Yakın bir ölüm aklıma gelince yalnız kendimi düşünüyorum: Bazıları bunu bile yapmazlar. Yarın beni unutacak, daha kötüsü, hakkımda yalanlar uyduracak dostlardan, başkalarını kucaklarken bir ölüye karşı kıskançlık uyandırmamak için arkamdan gülecek kadınlardan bana ne? Hayatın kasırgası içinden birkaç fikirle çıktım ben, duygu aramayın. Uzun süredir kalbimle değil kafamla yaşıyorum zaten. Kendi tutkularımı ve davranışlarımı dikkatle inceliyorum, ilgiyle, ama hep dışarda kalarak. Benliğimde iki kişi barınıyor: Bunlardan biri, kelimenin tam anlamıyla yaşıyor, öbürü ise onu yargılıyor. Birinci, belki de bir saate kadar sizden ve dünyadan ayrılacak, ötekiyse... Öteki ne olacak?...
  • Aklımdan bütün geçmişimi geçiriyor, elimde olmadan şaşıyorum: Neden yaşamışım sanki, ne amaçla dünyaya geldim?.. Yine de o amaç var olsa gerek. Kaderim mutlaka yüksek bir amaca yönelmişti, çünkü ruhumda sonsuz bir güç hissediyorum. Ama o kaderin ne olduğunu kestiremedim, boş, nankör tutkuların çekiciliğine kapıldım; onların ocağından demir gibi sert ve soğuk çıktım, ama soylu duyguların ateşini de bir daha gelmemecesine yitirdim-hayatın en güzel tomurcuklarını. O zamandan bu yana, kaç kere, kaderin elinde bir balta görevini yaptım! Cellatın baltası gibi, çoğu kez kötü bir niyet gütmeden, ama hiçbir zaman da pişmanlık duymadan mahkûmun başına indim. Aşkım, hiç kimseye mutluluk getirmedi, çünkü sevdiklerim uğruna bir şeyi gözden çıkarmadım. Kendi adıma sevdim, kendi zevkim için; onların duygularını, sevecenliklerini, sevinçlerini ve kederlerini iştahla tüketerek kalbimin garip bir ihtiyacını karşıladım hiç doymak bilmedim. Tıpkı, açlıktan ve yorgunluktan bitkin düşmüş birinin uykusunda güzel yemekler ve köpüren şaraplar görmesi gibi; uykusunda hayal gücünün uçucu tatlarını içine çeker, rahatlamış sanır kendini: Ama uyanır uyanmaz görüntüler kaybolur. İki katına çıkmış bir açlıkla, bir umutsuzlukla baş başa bulur kendini!
Zeki insanlar, sizleri aptalların yönettiği bir toplum şekillendirir.
------------------------------------------------------
Dünya zaten kötü, onun kötü olmasını daha da kolaylaştırıyor insanlar.
~Kafka~
121 kütüphaneci puanı
673 okur puanı
02 Mar 2015 tarihinde katıldı.