Güneşin doğmasın bastığın yere,
Gölgen bile sana ağır gelsin.
Ekmek diye uzandığın her şeye,
Ateşten bir kor, zehirli kül değsin.
İçtiğin su yaksın, geçmesin dardan,
Huzurun kaçsın, kovul her diyardan.
Ne bir vefa bekle, ne medet yârdan,
Kapılar yüzüne sürgülü kalsın.
Dilerim ki;
Yastığın dikenden, yatağın taştan olsun,
Baharın ayaza, yazın kışa dönsün,
Dilinde feryat, gözünde yaş kurusun,
Uykuların kabusa, düşlerin nâra yansın.
Adını andıkça sızlasın kemiğin,
Yıkılsın çatın, çöksün direğin.
Seni bir tek pişmanlık vursun,
Vicdanın mahşerin, ahın ise celladın olsun!
"Kulun ahı yerde kalmaz derler; ben o ahı göklere çıkardım. Şimdi düşüşünü izlemek, en büyük adaletim olsun."