Hakan D.

1907'den fikirler
Tek devlete bağlı olanlar Türklerdi. Onlar da yoksul ve zayıf idiler. Araplara da ayrılma fikri aşılanmıştı. İmparatorluğun paylaşılmasına çoktan karar verilmişti. Yalnız biz Türkler ezilecektik. İmparatorluğun yıkıntıları altında biz kalacaktık. Hristiyanlar ayrılacaklar, Türkler ve Araplar ayrı ayrı devletlerin sömürgeleri olacaklardı. Millî bir sınırlanma gerekti.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bu hava içinde zayıflar ya kadere teslim olmuşlardır, ya artık umursamaz hâle gelmişlerdir. Ruhları bu türlü olmıyanlar, enerji ve gurur sahipleri de bir çare arayışı mistiği içindedirler. Bir şey doğabileceğe, bir şey olabileceğe benzer.
Aydınsallığı meslek edinmişlerin görevi, herkeste belli bir gelişme düzeyinde var olan entelektüel faaliyetin, 'Batıcı' dünya görüşü doğrultusunda şekillenmesine öncülük etmektir. Edebiyatta, sanatta, sinemada, 'Batıcı' dünya görüşü öylesi bir haklıcılıkla ortaya konur ki, Batı'ya muhalefet toplum düşmanlığı ile eşleşir.
"...Bu yetersiz insanlar zamanla öyle bir şebeke, bir mafya oluştururlar ki, iktisattaki kötü paranın iyi parayı kaçırması ilkesi gibi 'sahici' profesörlere, hatta 'sahici' profesör olma yolundakilere geçit vermezler. Türkiye'de istisnasız her alanda yaşanan facia budur. Zabıta, rüşvet almayanı barındırmaz; politika, yalan söylemeyeni; piyasa, sözüne sadık tüccarı. Bu kıyım böyle gider."
Bazen, tüyler ürpertici bir Türkiye tablosu çiziveriyordu, "Bir milyondan fazla yüksekokul öğrencimiz var, eğittiğimiz yalan; yüzbinlerce camimiz var, Müslüman olduğumuz yalan; milyarlarca liralık matbaalarımız var, gazeteciliğimiz yalan; hükümetimiz var, iktidar olduğu yalan; Türkçe konuşuruz, birbirimizi anladığımız yalan; metrelik cetvelimiz var, yüz santim olduğu yalan; kilogram kullanırız, bin gramı doğru tartabildiğimiz yalan; dünyanın en eski uluslarındanız, tarihimiz yalan; NATO'nun en büyüğü ordumuz var, ülkemizi savunabileceğimiz yalan; Cumhuriyetiz, demokrat olduğumuz yalan; konukseverliğimiz ünlüdür, birbirimizi sevdiğimiz yalan... daha sayayım mı?"