Aman ne bahane! Yalnızca benim iyiliğimi düşündüğüne, tek arzusunun, tek çıkarının beni sağlığıma kavuşturmak olduğuna inandırmak istedi beni! Ama biz, kendi zayıflıklarını başkalarına yardımcı olur gibi görünen o papaz kılıklı iyileştiricileri iyi biliriz.
"Ben ümitsizliği tedavi edemem, Doktor Breuer. Onu incelerim. Ümitsizlik özfarkındalık adına ödenen bir bedeldir. Yaşama derinlere inerek bakacak olursunuz, ümitsizlikle her zaman karşılaşırsınız."
" ' Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür; bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adımını atacakken sana şu soruyu sorsam: "Bu köprüyü geçip bana gelir misin?" İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin; sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde, sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın. '"