Kusmak istiyordu içindekileri, yoktu kimsesi. Biraz ağladı, şarkı dinledi biraz. Her şeye inanabilirdi. Film sahnesinden ne farkı fardı; bir şekilde uyuşmuştu işte. Birazdan sızacak güneşi doğurtacaktı tekrar. Kâh acımasız oluyordu kâh acınası ve bu döngü hiç bitmiyordu, her güneş doğuşunda.