Edebiyata âşık, kitapların ruhunu keşfeden, duyguların kalemi olan Arvas; akademik başarısında basamakları hızla çıkarken, zirve sarhoşluğunda aslında o basamaklara zemin olan duygu, güven ve bağlılığı unutur.
Arzu gibi hırçın bir duyguyla sarmalanmışken, bu sarhoşluk içinde hayatın nasıl geriye doğru aktığını bize anlatır.
Okurken Arvas’la çok kavga ettim, çok söylendim.
Ama şunu fark ettim: Okur olarak sürekli bir ikilemin içine çekiliyorsunuz.
Sadakat / Arzu
Bağlılık / Özgürlük
Vicdan muhasebesi / Zaaf yenilgisi
Başarı / Akademik çöküş
Kitabın en sevdiğim yanı ise aynı anda iki kitap okuyormuş hissi vermesi.
Kapağı açtığınızda bir hayat çıkıyor karşınıza. Bir süre ilerledikten sonra, önünüze başka bir hayatın kapısı açılıyor ve sizi oraya doğru sürüklüyor.
Ve sonunda…
Tüm yollar tek bir kapıda birleşir.
Bedeli ödenerek çıkılan, tek bir kapıda.
Kitabı bitirdiğimde zihnimde yankılanan cümle şuydu:
“Aynı bedende iki sessiz yaşam.
Buz gibi karla kaplı bir sessizliğin içinde, kor gibi alevlenen arzuyla yalnız yanmak.”