Fark edilmeden büyüyen eksikliklerin ve insanın kendi iç dünyasında verdiği sessiz mücadelelerin hikâyesini anlatan anlamlı bir öykü kitabı. Kısa anlatımlar aracılığıyla uzun süre etkisini sürdüren duygular yaratmayı başarıyor. Her öykü, okurun zihninde küçük bir iz bırakmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir sorgulama başlatıyor.
Kitabın en güçlü tarafı, gündelik hayatın içinde görünmeyen duyguları görünür kılması. İnsan çoğu zaman neyi kaybettiğini ya da neyin eksik olduğunu fark etmez. Bu eser tam da bu noktaya dokunuyor. “Uykuya susuz ” metaforu, insanın kendi ihtiyaçlarının bile farkında olmadan yaşadığı bir boşluğu çok çarpıcı şekilde ifade ediyor.
Her öykü farklı bir pencere açsa da ortak bir atmosfer hissediliyor.