Başlıktan da anlaşılacağı gibi kitap beklentinize göre şekilleniyor ya da başka bir deyişle ona göre beğeniyor ya da beğenmiyorsunuz. Mesela ben bu kitabı okumadan önce ertelemeci biri olduğumu, sürekli bir şeyleri ertelediğimi düşünüyordum ve bundan dolayı çözüm bulabilmek için kitabı aldım. Sanırım bu da bende bir sabırsızlık yarattı ve ister istemez “hadi artık çözümlere gel” diye düşünmeye başladığımı fark ettim. Sonra kitapta ilerledikçe amacının doğrudan “şunu yaparsanız kurtulursunuz” demekten çok ertelemecileri biraz anlamamızı sağlamak olduğunu gördüm. Beni şaşırtan şey ise ilk defa arkasında yazan içeriğe bu kadar uygun bir kitapla karşılaşmam oldu çünkü kitabın arkasında “bir ertelemeci olarak ertelemecinin gözünden hayat” gibi bir ifade vardı ve gerçekten de bu bakış açısıyla okuyorsunuz. Yazarı kabaca araştırdığımda ve kitabı okudukça felsefe seven biri olduğunu anladım. Burada yollarımız biraz ayrıldı çünkü ben felsefe sevmiyorum, kitap ise felsefi düşünceler içeriyor. Yine de içinden yorum yapacak olursam kesinlikle bir şeyler öğretti. Bana aslında o kadar da ertelemeci olmadığımı fark ettirdi. İlerleyen bölümlerde gerçekten ertelemeci olan kişilerin ya da sadece John Perry’nin ertelemeci yanlarının beni sinirlendirdiğini gördüm çünkü bu hayatta tek başımıza yaşamıyoruz. İster istemez başkalarını da etkiliyoruz ve eğer bekleyen taraftaysanız bu gerçekten sinir bozucu olabiliyor. Yani demem o ki bu kitabı okurken hem bir şeyler öğrenirsiniz hem de aslında gerçekten ertelemeci olup olmadığınızı fark edersiniz. Aynı zamanda ertelemecilerin nasıl bir hayat yaşadığını, neler hissettiğini, hangi zorluklardan geçtiğini görürsünüz ve belki de felsefe sevip sevmediğinizi keşfedersiniz. Kısaca özetlersem; ertelemecileri daha iyi anlayacağınız, yer yer