Bazen farklı olmak için en farklı şeylere ilgi duymak isteriz ama o farklılık bağımlılığa dönüşüp bizi bitirebilir; ama bu sonu zaten isteyerek seçmişizdir. Böcekleri Seven Kadın tam olarak bunu gösteriyor bize.
Maria’nın böceklere olan ilgisi başlangıçta bir tercih gibi görünür ama aslında öyle değildir. Onunki bir başkaldırıdır. Toplumun sevmediği, görmezden geldiği, hatta tiksindiği şeye yönelmek; güzellik, uyum ve mükemmellik dayatmalarına karşı bunun tam tersinin de mümkün olabileceğini göstermektir. Böcekler bu anlamda bir maske reddidir; kelebek gibi görünmek zorunda olmamaktır.
Selja Ahava bu hikâyede özgürlüğü yüceltmez; onu sınar. Ve belki de en rahatsız edici olan, bu sonun farkında olunarak seçilmiş olmasıdır. Bu kitap bana Sartre’ın şu sözünü hatırlattı:
“İnsan yaptığı seçimlerden değil, seçmediği hâllerden bile sorumludur. İnsan sonunu bile seçer; bazen farkında olarak, bazen kaçtığını sanarak.”
Bu, varoluşumuzun da anlamıdır zaten.