Hamide Gül Dağcı

Hamide Gül Dağcı
@HamideGul
Öğrenecek çok şeyin var, öğrenilmeyen her şey kayıtsızlık, sabır, sessizlik.
DPÜ Görsel İletişim Tasarım
10 Kasım 2005
192 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Belki Spoi Olabilir
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 00:00
Yılın okuduğum ikinci kitabı ve şimdiye kadar okuduklarım arasında en beğendiğim eserlerden biri oldu Algernon’a Çiçekler. Bu kitaba bir inceleme yazmasam eksik kalırdı. Platon’un mağara alegorisini biliyor musunuz? Bilmiyorsanız kısaca anlatmak isterim: Mağaradaki insanlar zincirlenmiştir; özgür değillerdir. Gördükleri gölgeleri gerçek sanırlar. İçlerinden biri zincirlerinden kurtulup dışarı çıkar ve hakikati görür. Ancak geri döndüğünde, anlattıkları anlaşılmaz; hatta dışlanan, düşmanlaşılan kişi hâline gelir. Charlie’nin yaşadığı tam olarak budur. Zekâ kazandıkça özgürleştiğini sanır ama aslında mağaradan çıkan adam gibi yalnızlaşır. Platon’un mağara alegorisi burada yalnızca bir benzetme değildir; kitabın felsefi omurgasını oluşturur. Mağaradan çıkan insan, hakikati gördüğü anda özgürleşmiş sayılır; ancak bu özgürlük aynı zamanda bir yük hâline gelir. Burada Epikurosçu bir soru ortaya çıkar: Acıdan kaçınmak mı, hakikati bilmek mi? Charlie’nin “aptal olmak istemesi” bu anlamda bir geri dönüş arzusu değil, daha az acı çekme isteğidir. Çünkü bilmek, yalnızca gerçeği görmek değil, o gerçekle yaşamayı da üstlenmektir. Nietzsche’nin dediği gibi, İnsanı öldürmeyen şey her zaman güçlendirmez.Bilmek her zaman kurtuluş değildir. Bazen cehalet, insanı hayatta tutan bir merhamet biçimidir. Charlie’nin “aptal olmak istemesi” bir gerileme arzusu değil, acıdan kaçma isteğidir.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,3bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2025 99. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 11:53
Bazen farklı olmak için en farklı şeylere ilgi duymak isteriz ama o farklılık bağımlılığa dönüşüp bizi bitirebilir; ama bu sonu zaten isteyerek seçmişizdir. Böcekleri Seven Kadın tam olarak bunu gösteriyor bize. Maria’nın böceklere olan ilgisi başlangıçta bir tercih gibi görünür ama aslında öyle değildir. Onunki bir başkaldırıdır. Toplumun sevmediği, görmezden geldiği, hatta tiksindiği şeye yönelmek; güzellik, uyum ve mükemmellik dayatmalarına karşı bunun tam tersinin de mümkün olabileceğini göstermektir. Böcekler bu anlamda bir maske reddidir; kelebek gibi görünmek zorunda olmamaktır. Selja Ahava bu hikâyede özgürlüğü yüceltmez; onu sınar. Ve belki de en rahatsız edici olan, bu sonun farkında olunarak seçilmiş olmasıdır. Bu kitap bana Sartre’ın şu sözünü hatırlattı: “İnsan yaptığı seçimlerden değil, seçmediği hâllerden bile sorumludur. İnsan sonunu bile seçer; bazen farkında olarak, bazen kaçtığını sanarak.” Bu, varoluşumuzun da anlamıdır zaten.
Böcekleri Seven KadınSelja Ahava · Timaş Yayınları · 2024278 okunma
10/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2025 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2025 00:00
Uzun bir aradan sonra incelemeye bu kitapla dönmesem olmazdı. Sanki bu kitaba inceleme yazmazsam kitaba haksızlık olacaktı. Belki biraz spoi olabilir. Dorian saf, güzel, tertemiz birisiydi ama
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202398,9bin okunma
Spoi olabilir
Puan vermedi·222 syf.··
2025 60. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2025 22:27
Hayat sisli bulut gibidir. İlk bakışta onu görürsün ama içine girince kaybolursun. Kuyucaklı Yusuf kitabı da böyleydi; olayları izliyorsun, fark ediyorsun ama bir noktadan sonra kayboluyorsun. Aşk kitabı gibi geliyor başta ama kim aşk karşısında ruhunu kaybeder ki? Yusuf belki sevdi belki de bir çıkış yolu gibi gördü Muazzez'i. Ama şunu biliyoruz ki parçalanmış olan ruhunu iyice dağıttı. Bu kitapta aşk, sevgi ya da bağlılık bir çözüm değil; daha çok bir bataklık gibi yavaşça içine çekiyor insanı. Yusuf’un Muazzez’i sevmesi onu özgürleştirmiyor, daha da zincirliyor. Çünkü gerçek sevgi tutsaklık değil huzurdur. Muazzez’in sonu ise bu en trajik örneği. Fiziksel olarak belki yaşıyor ama artık o da yok. Deliliğe sürüklenmek, bu dünyaya tutunamamanın en sessiz çığlığı. Yusuf ise çaresizliğin en son, en ilkel halini yaşadı. Ne sevdiğini kurtarabildi ne kendini. Bu kitap, aşkın değil, yok oluşun romanı. Sevmenin yetmediği, adaletin olmadığı, insanın insana karşı kurduğu cehennemin anlatısı...
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
10/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 20:44
Kitaba şu soru ile başlamak istiyorum: -"Kadınlar erkeklerin yazdığı bir kurmacadan mı ibaret?" Mesela Emily Brönte, yazmak için takma bir erkek ad kullanmak zorundaydı. Kadınlar aşk mektupları yazabilir ama edebiyat ya da yazarlık yapamaz mı, bu nasıl bir çelişki? Bir kadını neden erkeklerin yazdığı şekilde tanımaya mahkum edildik? Kitap boyunca feministliği odanın içinde haykırmak istedim. O oda sadece fiziksel bir alan değildi, aynı zamanda tarih boyunca susturulmuş tüm kadınların sesleriydi...yazma eylemi o odada sadece kelimeler üretmek değil, aynı zamanda var olmak demekti. Kendini görünür kılmak, “ben de buradayım” diyebilmekti. ...ka­dınların durumunda aldırmazlık değil düşmanlıktı. Dünya erkeğe dediği gibi kadına da istersen yaz, beni hiç ilgilendirmiyor demiyordu. Dünya kaba bir kahkahayla, yazmak mı diyordu. Yazmak senin neyine?...
Bidünyakitapgrubu
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,1bin okunma