Sağduyu giderek üzerinde mutabakata varamayacağımız
bir şey haline gelmiştir. Hatta birbirimizle ortak olduğumuz
her ne varsa, kendimizi akıllı kılabilecek her ne yapabiliyorsak bunlar çağdaş meşgalelerimiz haline gelmiştir, eğer o da
varsa. İster çok kültürlülük toplumsal uyumumuzla bağdaşsın, ister kendi özgürlüklerimizden feragat etmek yoluyla
güvenliğimizi güvence altına alabilelim, bunlar artık bizim
politik görüşlerimizdir. Dünya sahnesinde bizi en çok etkileyen şey politikacıların akıllılığı değildir.
Dawkins, kalpsiz bir dünyada sığınılacak bir liman olarak
daha dolaysız, daha kişisel ümitlerin beslenmesini ister ve
akıllılığı ümit etmenin gerçekçi olduğu şeyle ilintilendirir.
Fakat öne sürdüğü şey açıktır, modern fizik tarafından tasvir
edildiği üzere ümitlerimizi evrene bağlayacaksak bu bizi
delirtebilir. Evren yozlaşma, çürüme ve kaos ise, (daha ümitli) akıllılığımız büyümeye, saflığa ve düzene duyduğumuz
inanç olmalıdır. Akıllılık, burada kaos ve entropiyi durduran
bir şey olarak sunulmalıdır. Böylesine tuhaf ve tekinsiz bir
dünyada akıllı benlik evrenin anlamsızlığı, vurdumduymazlığı tarafından delirtilmemiş gibi akıllılık da bizim hayat
çizgimiz olmuştur.
Kozmik duyarlılığı teşhir eden bu tip övülesi metanet kişisel
ümidin kaybıyla karıştırılmamalıdır. Hatta evrenin nihai kaderinde muhtemelen amaç yoktur, fakat içimizden herhangi biri
hayatımızın ümitlerini yine de evrenin nihai kaderine bağlar mı?
Akıllıysak, elbette bağlamayız. Hayatlarımız her tür yalcın, sıcak
insan emelleri ve algıları tarafından yönetilir.
( Gökkuşağını Çözmek )
Kaosun çocuklarıyız, değişimin derin yapısı ise yozlaşmadır. Kökünde sadece çürüme ve kaosun özüne inilemez bir akıntı vardır. Amaç yitip gitmiştir, geriye kalan tek şey istikamettir. Evrenin
kalbine derinden, tarafsızca baktığımızda kabul etmemiz gereken bu kasvettir.
(/kinci Yasa [1986]}