… Yas tutmayı bunca zaman sonra kendimce şöyle ifade ediyorum: Gidenle birlikte yazdığımız hikayeye, birlikte yaşadığımız zamana duyduğumuz hasrettir. Yas tutmak, dünyanın doğumla başlayan, ölümle noktalanan kısırdöngü içinde bir daha gelmeyecek, yerine konmayacak olanın bıraktığı boşlukla yaşamaya çalışmaktır. Geride kalan boşluk, beden, duygu, anlam, ilişki ve biliş dengemizi altüst etmiştir.
Yas tutarken ölüm korkumuz da depreşiverir. Sevdiklerimizi kaybettiğimizde kendi ölümlülüğümüzü de düşünmeye başlayıp bu korkumuzla da mücadele ederiz.