hande k

Osmanlı sürekli kan kaybediyor, Müslüman dünya sömürgeleşiyordu.yapılan onca yenilikler, reformlar bir işe yaramamıştı. Müslüman dünyada bazı çevreler bunun üzerine “tam teslimiyet” kompleksine girdi.batılı hayat tarzını, alfabeyi, müziği ,kıyafeti ,siyaseti tamamen alarak kurtulabiliriz düşüncesi yaygınlık kazandı. “Artık ne olursa olsun, eski gitsin de yerine ne gelirse gelsin” yaklaşımı koskoca bir uygarlığı parya haline getirdi
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Reklam
Bizdeki romantik gelenekçiler İslam dünyasındaki ataleti, yozlaşmayı, çürümeyi kıyasıya eleştirirken; batının yıkıcılığını, sömürgeciliğini, kapitalizmini es geçiyorlardı
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Gücümüzün kaynağı dinimizdi. Din mükemmeldi fakat bizler eksiktik. Osmanlı’nın yıkılışının başlangıcı olan Tanzimat fermanı’nda bile Osmanlı’nın gerileme sebebi şeriattan ayrılmak olarak gösterilir.bu güçsüzleşmeye çözüm olarak “yenilenmek” gerekiyordu.fakat biz “kendimiz olarak yenilenmek” yerine “başkasını takip ederek yenileşmek” yolunu tercih ettik. Yani kendimizi yenilemek yerine, çevremizi, araçları yenilemeyi tercih ettik.Yeni ordular, yeni kurumlar, yeni okullar, yeni usuller oluşturduk ama onlar “özgün” değildi.yani “bize ait yeni” değil, “bizim için yeni” şeylerdi. Oysa uygarlığın temeli, “kendi” potasında sürekli dünyaya yeniden yorumlayarak “yenileşmek”tir.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Zaman, kime hizmet ettiğimizi tövbe ile itiraf ederek doğrulama zamanıdır. Zaman, minare inceliğinde hassaslık gerektiren kalplere hareketin mihrabını yerleştirmek zamanıdır. Zaman, kendini yüceltmeden cayma, cehaleti kalbi yönelişle silme zamanıdır.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Bereket, artık asırlık deyişlerin sağır kelimeleri arasında sırıtıyor. bereket “rekolte” kuraklığında
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Reklam