Osmanlı sürekli kan kaybediyor, Müslüman dünya sömürgeleşiyordu.yapılan onca yenilikler, reformlar bir işe yaramamıştı. Müslüman dünyada bazı çevreler bunun üzerine “tam teslimiyet” kompleksine girdi.batılı hayat tarzını, alfabeyi, müziği ,kıyafeti ,siyaseti tamamen alarak kurtulabiliriz düşüncesi yaygınlık kazandı. “Artık ne olursa olsun, eski gitsin de yerine ne gelirse gelsin” yaklaşımı koskoca bir uygarlığı parya haline getirdi
Gücümüzün kaynağı dinimizdi. Din mükemmeldi fakat bizler eksiktik. Osmanlı’nın yıkılışının başlangıcı olan Tanzimat fermanı’nda bile Osmanlı’nın gerileme sebebi şeriattan ayrılmak olarak gösterilir.bu güçsüzleşmeye çözüm olarak “yenilenmek” gerekiyordu.fakat biz “kendimiz olarak yenilenmek” yerine “başkasını takip ederek yenileşmek” yolunu tercih ettik. Yani kendimizi yenilemek yerine, çevremizi, araçları yenilemeyi tercih ettik.Yeni ordular, yeni kurumlar, yeni okullar, yeni usuller oluşturduk ama onlar “özgün” değildi.yani “bize ait yeni” değil, “bizim için yeni” şeylerdi.
Oysa uygarlığın temeli, “kendi” potasında sürekli dünyaya yeniden yorumlayarak “yenileşmek”tir.