Kitabı yarıda bıraktım.kapağı görünce bambaşka bir hikâye bekliyorsun ama içerik sıfır heyecan.
Yani gerçekten, güçlü, karizmatik, tehlikeli bir adamı alıp “tatlı bir kıza aşık oldu” diye önümüze koyacaksanız, bari bunu mantıklı bir zemine oturtun. Adam neye, niye, nasıl vuruldu hiçbir şey hissetmedim. Resmen zekâya hakaret.
Aşırı yüzeysel, içi boş bir düşkünlük vardı sadece.
Kitap 333 sayfa, ben 250’da bıraktım. Zorla 250’ye kadar geldim, “artık bir şey olur” diye ama yok… Sürekli aynı şey: elini kızdan çek de iki cümle okuyalım Sean!
Karakter mi? Adam efsane.
Askeri geçmişi, cesareti, o karanlık tarafı, üstüne bir de düzen hastası olması… tam olaylık bir karakter. Onu bu hikâyeden alıp başka bir kitaba koysak, yeminle şaheser çıkar.
Ama bu hikâye… resmen hayal kırıklığı.
Okurken keyif almak yerine sıkıntıdan kafamı duvara vura vura ilerledim.