Olan bitenin farkındaydım, arkadaşlarım etrafımdaydı, insanlar bana yardım etmek için çırpınıyorlardı. Ama umurumda bile değildi. Yemek yiyemiyordum, iğne ipliğe dönmüştüm. Vazgeçmiştim, her şeyden, herkesten, hepsinden... Kılımı kıpırdatamıyordum. Kıpırdatmak istemiyorum diye değil, kıpırdatamıyordum, çünkü artık içimde yaşama isteği yoktu.
İnsanlara hem cenneti hem cehennemi yaşatan, ödül mü ceza mı olduğunu pek bilmediğimiz, bu yüzden de peşinden beyhude yere koşup durduğumuz bir tür salgın hastalık gibidir aşk.