33 sal berê, roja 16ê adarê, rejîma Seddamê dîktator, zalim û zebanîyên baasî jahrî bi ser Helebçeyê da barandin.Di vê kîmyabaranê da 5-6 hezar însan kuştin, bajarek wêran kirin.
Em jenosîda Helebçeyê tu carî ji bîr nakin. Şehîdên Heleçeye bi hurmet bi bîr tînim.
Her şey aydınlığa kavuşunca başlangıçta "boşluk" ve "beyhudelik" oldu. Hayatın günlük meselelerinden birçoğuna muhtaç olan kişinin hedefi bu ihtiyaçlara erişmek, ihtiyaçları gidermektir. İhtiyaçları karşılandığı için artık bu cevap verilen yani karşılanan ihtiyaçlar onun için hedef değildir. O ihtiyaçlarda durulamaz onlarla vakit geçirilemez. Yeniden "ne için" ler söz konusu oldu. Bunlara artık ilim ve akıl cevap veremedi. Teknoloji artık insanın tabiata bulunmayan özgül ihtiyaçlarını insan iradesine bırakamıyordu
Tarih seyri içinde kürtlerin hallerine bakıldığında politik kimyalarının sırasıyla "Direniş , (Şayet direniş kirilirsa) "Katliam ve (şayet katliamdan sağ çıkılırsa) "Sürgün" mefhumlardan oluştuğu apaçık bir gerçektir. Bu seyir içinde Kürtlere layıkıyla müttefiklik yapan tek cenah ise yurtlarını baştan başa saran dağlardır. Bu dağlar Zilan ve Dersim katliamlarının en büyük tanığıdırlar. Katliam sürgün ve asimilasyon üçgeninde var olmaya çalışan dünyanının kadim halklarından biri olan Kürtler, tarih boyunca bu yok edici çemberden kurtulmanın yollarını aradı.
Kürdüm kızılbaşım aleviyim üçlemesi uzun bir süre bu toprakların şiar'ı olmuşsa da; ikinci kuşak göç, insanları fakirlikten kurtarmışsa da geride kimliğini koruyan pek az kimse kürtlüğü yüz çizgilerinde saklı bir avuç ihtiyar kalmış. İhtiyarlar hala Kürtçe konuşsa da yeni nesil sadece anlamakla yetiniyor.