Yazarımız yetmişli yaşlarında müslüman olmuş Fransiz bir düşünürdür ve İslamı seçtikten sonra, yazılarını yayımlayan ve sürekli onun eserlerini yayımlamak isteyen yayın evleri, peşinden koşan gazeteciler ve bütün akademya ona sırtını çevirmiştir ve böyle bir düşünür nasıl olur da islâmı seçer diye hayretler içerisinde kalmışlardır. Kitabı 2 - 3 yıl önce pek değerli bir hocamın okuma listelerinden birisinde görerek almıştım ve yakınlarda da bir diğer hocamın bu yazarın ismini zikredince (hayatından, eserlerinden, fikir yapısından, Filistini savunmasından vs) dedim ki kitabı okuma vaktiKitabın başında (aynı zamanda arka kapağında) şöyle yazmaktadır: "İnsanlığın Medeniyet Destanı, Batı hegemonyasını reddeden gerçek bir dünya medeniyetleri tarihidir. Bu kitap, tarihin kaçırılmış fırsatlarını ve insanın kaybedilmiş boyutlarını bizimle birlikte aramaya katılmak isteyen kimselere sesleniyor. Bu kitabın yönü geçmişe değil, geleceğe dönüktür. Kültür imtiyazına sahip olmayanlara, ona erişme arzusu verecektir. Bu imtiyaza sahip olup da, "klasik önyargı"nın kendisini Batı ile sınırladığı kimselerde ise büyük ihtimalle öfke doğuracak ama yine de kendilerinde bir açılma, evrensel bir bakış açısı, diğer medeniyetlerle yardımlaşma arzusu uyandıracaktır. " Yazar maşaallah 200 sayfada Dünya medeniyetlerinin hepsini kısa kısa ve anlaşılır bir şekilde (tercümana da helâl olsun güzel tercüme etmiş, sıkıcı ya da çok akademi diline kaçmadan tercüme etmiş) ele almış ve insanların artık birbirlerinin medeniyetini reddetmek ya da yok saymak yerine, birbirlerinin medeniyetlerinden alacak ve öğrenebilecek çok şeylerin olduğunu söylemekte. Yani medeniyetlerle barışmamız gerektiğini savunmaktadır. Medeniyetleri anlatırken hep o medeniyetin zirve isimlerinden alıntılar yaparak da (Şiir ya da