İster çık
İster in
Çıkan da sensin, inen de
Fakat istemem düşüşüne çıkış demeni
Ve suçlamanı beni ayağın kaydığında
Ve yuvarlandığında bedenin çukura
Bir şey söyleyeyim ömür boyu hatırlayacağın:
Yuvarlanamaz kimse yukarıya
Bilmiyordum
Ömrün solukluğunda kalan son şeyin
Zayıf bir ışık olduğunu
Bilmiyordum
Kalan son şeyin
Yeşil arazilerin kalıntıları üzerindeki
Yaralı bir serçe olduğunu
Bilmiyordum
Arzularla dans eden
Gecenin vızıltılarının
Rüzgår tutulmasına dönüşeceğini
Bilmiyordum
Boğa güreşçisi gibi
Havada sıçrayıp
Yere düşeceğimi
Sonra da öleceğimi... Ve dünya haykırır
Kalmadı insanların haykırışından geriye bir şey
Kurbanın kanı üzerindeki
Ağlayan bir buluttan başka
Bir boğa, bir insan ve zalimce bir ölüm
Kucaklaşırlar sonsuza kadar
Dünya övgüyle bağırırken
Herkes akıp giden bir suskunluk
Ve sonsuz bir uyku içinde
Mısralarda Arapça
Rüzgâr, dokunma bana!
Şefkatsiz kollarını çek üzerimden
Ben sararmış kuru bir yaprağım
Dün düştüm bu ağaçtan
İşte dönüyorum etrafında ağacın Dönüyorum
Altında gölgeleniyorum
Ve ona dönmeyi düşlüyorum.