hiçteniçe

Üç tutku yönlendirdi hayatımı: Sevgi açlığı, bilgi arayışı ve başkalarının acılarına yönelik dayanılmaz bir merhamet. Aşk ve bilgi göklere yükseltti ama merhamet her seferinde çekip yere indirdi beni. BERTRAND RUSSELL
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Birgün yere bir damla bal damladı. Küçük bir karınca geldi, balın tadına baktı ve gitti. Bal hoşuna gitmişti. Bir zaman sonra tekrar geldi, biraz daha yedi, gitmek istedi ama bal lezzetli gelmişti bir türlü bırakamadı. Kendini balın lezzetine kaptırdı ve bal damlasının içine girdi ancak çıkmak isteyince buna güç yetiremedi, debelendikçe daha da batti ve balın içinde can verdi. Karınca biraz bal ile yetinseydi elbette ölmeyecekti. Hikmet ehli der ki; Dünya büyük bir bal damlasıdır. Kim ondan yetecek kadarıyla iktifa ederse kurtulur. Kim de ona dalarsa, karınca misali battıkça batar ve helak olur.
Akıllılar dünyasının bir kıyısında, sisli bir dağ başına çöreklenmiş, dünyayı kendimce anlamlandırmaya çalışan bir deliyim.
"Uçtum ama uçuşum/ radarlarla izlendi". Ismet Özel
Güncemin bir yerinde şöyle demişim: "Kıyamet günü, Yaratıcı'ya anlamlı ve onurlu bir hikâye anlatabilmeliyim". Anlam ve onur. Bütün savaşım bu ikisini, cinnet anlarında bile savunmak. Cinnet bir kıya metse, anlam ve onur arayışı kıyamette bile insanı terk etmiyor. "Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar/ ben yaşarken koptu tufan/ ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kâinat/ her şeyi gör düm içim rahat/ gök yarıldı, çamura can verildi/ linç edilmem için artık bütün deliller elde" İsmet Özel'in ünlü şiiri "Celladima Gülümserken"de, bütün çağ rışımlarıyla kendi biyografimi buluyorum. Dönem dönem celladimi karşımda gören, ona gülümsemeye çalışan ben değil miyim? "Uçtum ama uçuşum/ radarlarla izlendi/ gayret ettim ve sövdüm/ bu da geçti polis kayıtlarına" Her büyük alt-üstlük anında gayret eden ve söven, her sövgüsü "polis kayıtlarına" geçen de benim. Polis, binbir korkuyla dolu çocuk luk dünyamın en dehşet verici ölüm simgesiydi. Altı yaşımda beni yasak bir oyun oynarken yakalayan annem, "Seni iki polis arasında idama giderken görüyorum" demişti. O günden bu yana, sık sık, bir polis devletinin darağaçlı gölgesi, dalga dalga üzerimden geçiyor. Her seferinde gayret edip sövüyorum. Sövmek korkuyu hep hafifletir ve bu bağlamda korkuya karşı en emin silahtır. Ama silah hep geri teper. O sövgü de "polis kayıtlarına" geçer. Ve bu, paranoyanın o ölümcül kısır döngüsü içinde kıyamete dek yinelenir.