İşte mütemadiyen saadet peşinde koşan, hiçbir şeyden memnun olmayan, önüne ne koyarlarsa layık olduğuna erişemedigini zanneden ve bilhassa incir çekirdeğini doldurmaz
üzüntülerle bu tatlı dünyayi kendile8rine zehir eden insanlar o büyük devlet adamının vardığı hakikate bir göz atmak zahmetinde bulunsalar saadetlerinin derecesini
rek toparlanabilirler.
Gezip tozmanın, koşup atlamanın değil, bir merdiven
basamağını aşmanın bile bin kere şükretmeye deger bir ha
dise olduğunu biraz erken anlamamız icap ediyor.
Halbuki çoğumuz gören gözümüze, duyan kulağımıza, saatlerce yürümekten yorulmayan bacaklarımıza rağmen, bunların bize bahşedilmiş ne büyük birer nimet, ne emsalsiz birer saadet, ne teşekküre değer bir lütuf olduğunu, tıpkı kundaktaki bir çocuk gibi, bir an bile düşünmeksizin kendimizi birtakım talihsizliklerle çevrilmiş görerek kahroluyoruz.
İnsanın kolu, bacağı tuttuktan, ölümü aklına dahi getirneyecek kadar hayata bağlı olduktan sonra saadeti aramasına pek lüzum yoktur. Çünkü saadet uzakta bile olsa onun elini uzatmasıyla yakalayabileceği kadar uzaktadır. Böyleleri, elini uzatmak kudretini kendisinden esirgemediği icin
Cenabıhakk'a şükretmeli.
İlk sigaranın verdiği baş dönmesini nasıl ikinci, üçüncü sigaralar vermezse, gençlik çağlarında okunmuş kitapların şahsiyetimize kattıklarını sonraki kitaplar kolay kolay değiştirmez.