Halbuki çoğumuz gören gözümüze, duyan kulağımıza, saatlerce yürümekten yorulmayan bacaklarımıza rağmen, bunların bize bahşedilmiş ne büyük birer nimet, ne emsalsiz birer saadet, ne teşekküre değer bir lütuf olduğunu, tıpkı kundaktaki bir çocuk gibi, bir an bile düşünmeksizin kendimizi birtakım talihsizliklerle çevrilmiş görerek kahroluyoruz.
İnsanın kolu, bacağı tuttuktan, ölümü aklına dahi getirneyecek kadar hayata bağlı olduktan sonra saadeti aramasına pek lüzum yoktur. Çünkü saadet uzakta bile olsa onun elini uzatmasıyla yakalayabileceği kadar uzaktadır. Böyleleri, elini uzatmak kudretini kendisinden esirgemediği icin
Cenabıhakk'a şükretmeli.