*O günden sonra çocuk olduğumu unuttum.
Çocuk olmak demek, birinin seni çağırması demekti. Benim adımı kimse çağırmıyordu.
Yollarda yürürken insanların pencerelerinin önünden geçerdim. İçeride sıcak vardı, ışık vardı, kahkaha vardı. Ben ise dışarıdaydım.
Ama dışarıda olmak, yalnız olmak demek değildi. Yalnızlık, kimsenin seni görmemesiydi.
Aç kaldım. Üşüdüm. Bazen korktum.
Fakat her sabah uyandığımda hâlâ yürüyebildiğimi fark ettim. Demek ki henüz bitmemiştim.
Hayat bana hiçbir şey vaat etmedi. Ben de ondan fazlasını istemedim.
Sadece bir gün, bir yere ait olmayı hayal ettim.
Ve bu hayal, beni ayakta tuttu.*