Uzun bir süre önce okuduğum bir kitap. Kimilerine göre ütopik, kimilerine göre distopik bir eser. Gelişen teknoloji ile günümüzle de kıyaslanıp düşünülmesi gerekiyor aslında. Tam olarak bu şekilde olmasa da irademiz kısıtlanıyor mu gözden geçirmeliyiz. Düşünerek okunması, çıkarımlarda bulunulması gerekiyor bence. Bana farklı bir bakış açısı kattı. Size de kayda değer şeyler katacağını düşünüyorum. Aşağıya bir de kitap üzerine yazdığım bir incelememi bırakıyorum. İyi okumalar :)
SPOİLER İÇERİR!!!
Cesur Yeni Dünya bir tarafta ilkelliğin dip noktalarını diğer tarafta ise toplumsal refahın zirvesini gösteriyor bize. Buradaki toplumsal refah sözünün güzelliğine aldanmamak gerekiyor. Zira bu refah aynı zamanda insanı insan yapan birçok değerden uzaklaştırıyor.
Kitapta bir dünya devleti kurulmuş ve bu dünyada iki tür toplum şekli bulunmakta olup bir taraf ilkel (vahşi) toplum diğer taraf ise modern toplum olarak görülüyor. Devlet bölgelere ayrılıp denetçiler tarafından yönetiliyor. Bu dünya devletinin sloganı cemaat, özdeşlik, istikrar. Bu temeller üzerine kurulmuş bir dünya devleti.
Distopik bir eser olan Cesur Yeni Dünya’nın modern kısmında kuluçka merkezlerinde yetiştirilen insanlar sınıflara ayrılıp buna göre uykuda bilinç altına yerleştirme gibi şartlandırma yöntemleriyle bir nevi kast sistemi oluşturup aynı zamanda bu durumdan kimsenin şikayetçi olmamasını sağlıyor. Her sınıf yapacağı işe göre şartlandırılıp zeka seviyesi, fiziksel özellikleri vs. birtakım kimyasal maddelerle belirleniyor. Zihinlerine işlenen kesin doğrularla kendi sınıflarının en iyi olduğuna inanıyor ve daima mutlu oluyorlar. Modern olarak görülen bu sistemin insanlara uyguladığı şey aslında köleliği sevdirmek.
Kitapta bu insanların durumu şu şekilde