Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, son zamanlarda okumaktan keyif aldığım, ve bana göre her bir cümlesinin altının bu kadar dolu olduğu, okurken beni düşünmeye sevk eden bir kitap okumamıştım. Kitabı çok sevmemin nedeni görüşlerime yatkın olmasından mıdır bilemiyorum ama bu kitabı okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum.
Kitap; Lübnanlı Ünlü Yazar Emin er-Reyhânî'nin farklı bir biçim ve değişik bir üslup ile kaleme aldığı bir eserdir. Kitabın neredeyse tamamında toplumsal bir eleştiri hakimdir. Ve kitabın belki de en önemli özelliği, kitap karakterlerinin hayvanlar olmasıdır.
Yönetimde at, katır ve eşeğin olduğu, çarpıtılmış dini değerlerin baskın olduğu, yeniliklere karşı, katı bir yönetim anlayışının, modern medeniyet ve teknolojiye karşı olumsuz tutumuna ve dinin, sosyal ve siyasi hayata fazlaca etki etmesinden bahseder.
Tilki ise yönetime eleştiriler sunan, düşünen, sorgulayan ve toplumun aksine farklı bir bakış açısına sahip olan bir karakterdir. Ve böyle olmasının sonucu olarak toplumdan ötekileştirilmiş "dinsiz, ahlaksız, sapık" olarak yaftalanmış ve çeşitli işkencelere maruz kalmış olacaktır. Aslan karakteri ise Hz. İsa'yı temsil eder. Ve ayrıca kitapta Hristiyanlığa da ağır eleştirilerde bulunulmuş.
Kitabı okurken düşündüğüm tek şey, bu zamana kadar gelmiş tüm toplumlarda; din, dil, ırk, fikir vs. her açıdan, sürekli bir benim dediğim doğru anlayışı, toplumun aksine düşünceyi ötekileştirme ve dışlama politikası süregelmiş. Ve insanoğlu için sevgi ve hoşgörü dili hiç bilinmeyen bir dil olmuş ve olmakta...
Önyargısız bir şekilde okunursa aslında yazarın bize katmak istediği şeyin kardeşlik, hoşgörü, saygı ve birlik beraberlik anlayışı oldukça tüm toplum sorunlarının çözüleceğidir.
Buraya kadar incelememi okuduysanız eğer çok teşekkür ederim :)