Diyelim, ben adamı tutuklamıyor ve serbest bırakıyorum, kendisini hiç mi hiç rahatsız etmiyorum. Ama bir koşulla; Adam gece gündüz, her saat, her dakika kendisini izlediğimi, her şeyi bildiğimi bilecek ya da bundan kuşkulanacak…Böylesine bir kuşku ve korku altında yaşamaya dayanamacağına yemin ederim. Eninde sonunda kendiliğinden gelecek ve hatta bana iki kere iki dört eder gibi matematik kesinlikle delliler sağlayacak birtakım davranışlarda bulunacaktır.
Ama sevincini tümüyle açığa vuramıyordu daha; sıtmaya tutulmuş gibiydi tir tir titriyordu; sanki seksen kiloluk bir ağırlık kalkmıştı yüreğinin üzerinden.
Biz sonsuzluğu anlaşılması olanaksız bir düşünce olarak, şöyle kocaman, çok büyük bir şey olarak düşünürüz hep. İyi ama, neden ille de kocaman, çok büyük bir şey? Oysa bir de bakmışsınız, küçücük köy hamamı gibi bir yerdir. İs içinde, köşeleri örümceklerle dolu? Düşünebiliyor musunuz? İşte size sonsuzluk!