Kişinin eyleme geçenin kendisi olduğuna dair bilinci ne denli az olursa, yani özgür değilse ve otomatik bir şekilde hareket ediyorsa, yaşadığı ana dair farkındalığı o denli azalacaktır.
Hayranlık/hayret sinizm ve sıkıntının karşıtıdır; kişinin yüksek bir canlılık seviyesine sahip, ilgili, beklentileri olan ve karşılık veren bir yapısı olduğunun işaretidir. Özünde bir "açılış" tavrıdır. Hayatın aslında o güne dek anlayabildiğimizden çok daha fazlası olduğuna, keşfedilmesi gereken yeni dehlizlerin ve inilmesi gereken yeni derinliklerin varlığına dair bir farkındalıktır.
Nietzsche buna "kaderini sevmek" derken Spinoza hayatın kanunlarına itaatten bahsediyordu. Süslü terimlerle bezenmiş olsun ya da olmasın, bunun olgunluğa ulaşma çabası veren herkesin er ya da geç aldığı bir ders olduğuna inanıyorum.