"Âşık, iki kaşının arasında dünyanın bütün düğümleri önce bağlanmış sonra açılmış, görmüş geçirmiş, kavrulmuş yanmış, ancak ondan sonra ayakta kalmışlar gibi fütursuzca kendi âlemine dalmış vakur bir adamdı."
"Kan isteyen törelerimiz yoktur bizim, biz töreye insanımızı kurban etmeyiz. Ama namusumuz vardır. Onun için yaşar, gerekirse uğrunda ölürüz. Yaşarken de ölürken de bir değil her kişiyiz. Ve her kişinin onuru söz konusu olduğunda gerekirse bir kişiyi feda ederiz."
"Sülâleler bu iklimde onur duygusu üzerinde yükselir, asırlar içinde ancak o duygunun sırtında yol alabilirdi. Çünkü muhabbet şahsî, onur ise çoğul bir şeydi. Muhabbetinden kendi sorumluydu insanın, onur ise bütün bir sülale içindi. Zordu 'onun' feda edilmesi ama onun feda edilmemesi daha zordu."
"Kıskançlık, olanlardan ziyade olabileceklere dair bir duygu. Şimdiye değin Settarhan Azam'ı, ihtimalleri hesaba katmadan sevmişti. Şimdi ihtimaller üzerinden mi hesap yapması gerekecekti?"