"Allah sabredenlerle beraberdir."
"Demek ki" dedi içinden,"demek ki ilim yolunda sabır gerektir sabrı olmayandan âlim âlim olmayanda sabır olma. İlme sabır ne de çok yakışır."
Bir süre yalnızca yürüdü. Bedenini yasladığı asanın dahi hakkını verememiş olmaktan korktu sonra. "Hakkını helal et" diye yalvarırcasına baktı elinde tuttuğu ve senelerdir ona yoldaş olan asasına. Hayat onun için çiğneyip de yutamadığı bir lokma gibiydi. Ne tadını alabiliyor, ne de ağzından çıkarabiliyordu."Dünya ne tuhaf yerdi böyle. İnsan yaşamak için değil, yaşlanmak için gelmiş olmalıydı buraya" diye geçirdi içinden..
"evlat" dedi " sen nesin, kimsin öğreneceksin elbet. Sen kulsun, ne edersen et ,ne olursan ol, ister bir diyara Sultan ister bir kapıda dilenci, istersen ilim yolunun nirengi ,istersen cahillerin kara rengi ol ,evvela kul ol! dünyayı değil, onu iste, sen onu istersen o zaten verir sana dünyayı. Ki dünya dediğin onun muhabbeti yanında bir damla suyun toprakta bıraktığı nemdir ancak. Bil ki dünya her gelene gönül veren her gönül verdiğine söz veren.. 'seninim' diyen bir aşüftedir. Dışı altınla kaplanmış Kara bir taştır o. Aldanma sakın rengine ,renk geçer gider sen özü ara ;suret silinip yiter sen gözü ara. Unutma, dünya hançeri ile yaralarsan gönlünü yara geçer de izi kalır, derdi biter de sızı kalır. Sen kıymetsize değil ,kıymeti sonsuza talip ol ! Zira bir sultan'a köle olmak,kölelere Sultan olmaktan daha evladır..."