Merhaba 1k okurları.
Ben okuduğum kitapların incelemesini yazarken spoiler vermemeye dikkat ederim. Neredeyse hiç spoiler vermedim bu güne kadar. Ama bu gün spoilerli bir inceleme olabilir. Nedeni şu ki; beni sarsan kitapların duygusunu geçirebilmemin yolu kitabı yaşayarak anlatmaktan geçer. Bir diğer nedeni de kitaba olan önyargılar. Daha ilk başladığım gün, "okuma", "yarım bırak" diye yorumlar aldım. Kitabın isminden rahatsız olanlar, yazılanları yanlış bulanlar, böyle bir aşkın var olamayacağını düşünenler ki çok yanılmış sonuncular. Evet, bu kadar büyük aşklar var. Ve gerçekten de bu kadar yoğun duygular mevcut. Siz yaşamadınız diye kimse yaşayamaz gibi bir şey yok yani.
Aşık oldunuz mu? Siz hiç aşk acısı nedir bilir misiniz? Sevdiğinizin gözlerindeki hayran bakışları belleğinize kazıdınız mı hiç? Bir kerecik isminizi aşkla söylesin diye saatlerce telefon başında beklediniz mi? Yada siz onun elinizi tutuşundaki o anı hücrelerinize kazımak için sımsıkı kenetlendiniz mi onun eline? Beraber geçirdiğiniz dakikalar akıp gitmesin diye içinizden dua ettiniz mi;" N'olur zaman dursun, bu an hiç bitmesin", diye?
Yukarıdakı soruları Gülşah sormuyor. Ben soruyorum. Eğer bütün bunları yaşamadıysanız, yada "olamaz" diyorsanız, zaten okumayınız Gülşah'ın aşkını. Evet. Gülşah'ın aşkıydı. Başlayan da, bitiren de Gülşahdı çünkü. Bana acımasız diyebilirsiniz. Herkes Gülşah'a ağlarken, ben Şahin'e ağladım. Uzak durarak korudu, gölge gibi sahiplenerek korudu, en zor anında bile ona zarar gelmesin diye korudu. Kendinden taviz vererek sevdi hep. İncinmesin sevdiği diye kendini incitti. E sonuç? Kim daha yaralı? Kim daha tükenmiş? Aşk'ta kazanan, kaybeden olmaz. Acı çeken, yara alan olur.
Gelelim kitabın ismine. Ben siyaset sevmem. Kürt de severim, Türk de severim, Arap da severim.