Hayal Ebru Yilmaz

Hayal Ebru Yilmaz
@Hayaldenhikayeler99
Dünya'da Barışın Hakim Olması Için...
Gönüllü olarak çalıştığım ilkokullar, etüt merkezleri, toplum merkezleri ve dernekler sayesinde çocukların dünyasına dalma fırsatım oldu: Pozitif bir ortamda büyüyen çocuklar, yalnızca bilişsel beceriler geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda kendi duygularını tanıma ve düzenleme, başkalarının duygularını anlama yeteneği de kazanırlar. İşte bu yüzden çocuklar için "kitap okuma" veya hikayelerle ortak bir deneyim yaşamak çok değerli bir etkinliktir. Bu, sadece dil anlayışını değil, aynı zamanda empatiyi de geliştirir. Çocuklar, başkalarının yerine kendilerini koymayı ve kendi duygusal tepkilerini tanımayı öğrenirler. Maskelere yer yoktur, oldukları gibi olmaları, onları bu kadar özel kılar. Tabii çokca “yaramaz” çocuklar da tanıma firsatım oldu; dinlerken diğerlerini rahatsız etmeye çalışan, dikkat çekmeye çalışan çocuklar. Ancak bu "yaramazlık" da negatif bir şey değildir, aksine çocukların yaratıcı enerjilerinin ve meraklarının bir ifadesidir. Dünyayı anlamaya çalışma, sınırları test etme ve kendilerini ifade etme arzusudur. Bu "yaramaz" çocuklara kötü diyemeyiz, neden? Çünki sadece “keşfetme” aşamasındadırlar. Kendilerini ifade ederler, dünyadaki yerlerini bulmaya çalışırlar. Bence eğitim, sadece ebeveynlerin değil, tüm toplumun sorumluluğudur. Sevgi ve özenle büyüyen çocuklar – ister ebeveynler, ister büyükanneler, isterse de sevecen komşular tarafından olsun – bu toplumda sorumlu bir birey olmanın ne demek olduğunu daha hızlı öğrenirler. Çocuklara, gelişebilecekleri bir alan sunmak ve pratik deneyimlerle öğrenmelerini sağlamak önemlidir. Yetişkinlerin görevi, çocuklara her şeyi dikte etmek değil, onlara kendi keşiflerini yapma özgürlüğünü vermektir bence. Bugünümüzün, sıklıkla materyalizm ve yüzeysellikten etkilenen toplumunda, derin değerlerimize kolayca
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben sadece bir insanım!
Zalimin ırkı olmadığı gibi mazlumun da ırkı olmaz! Her mazluma ağlarım ben, sormam nereli diye... Her zalime şaşarım ben, bu ne cüretkârlık diye... Rusya ilk kez Ukrayna'ya girdiğinde ve ilk ölüm haberleri geldiğinde ağladığımı hatırlıyorum, aynı bugün Filistin'de yaşanan vahşete hergün ağladığım gibi! Nerde suçsuz insanlar ölürse, orda vahşet var demektir. Nerde vahşete duyarsızlık varsa, orda ölüm var demektir, insanlığın ölümü! Ukrayna için tüm dünya birlik oldu ve Rusya'ya karşı önlem üzeri önlem alındı. Aynı duyarlığı neden göstermiyor dünya Filistin için? Ölenlerin ırkına mı bakılıyor yoksa öldürenin mi? Akan kanın rengi hep aynı kırmızı değil mi? Amerika'da suçsuz insanlar öldürülürse Amerika'daki insanlar için ağlarım! Rusya'da suçsuz insanlar öldürülürse Rusya'daki insanlar için ağlarım! Sakın ağlamaya meraklı olduğumu sanmayın! Ben sadece bir insanım!!!
Gazze kanıyor, Gazze ağlıyor.
Ben hayatımda hiç bu kadar çok kan görmemiştim, Hiç düşünmemiştim çocuk öldürmenin normal sayılabileceğini. Ben hayatımda hiç insan parçalarının pencerelere takıldığını görmemiştim, Hiç düşünmemiştim insanların havaya uçurmanın suç kabul edilmeyeceğini. Ben hayatımda hiç bu kadar çok aç çocuğu bir arada görmemiştim, Hiç düşünmemiştim aç insanları doyurmak istemenin suç sayılabileceğini. Ben hayatımda hiç bu kadar acımasızlık görmemiştim. Hiç düşünmemiştim insanların bir vahşeti görüp de duyarsız kalabileceklerini. Ben hayatımda hiç bu kadar korkak insanı bir arada görmemiştim. Hiç düşünmemiştim paranın insan canından daha değerli kabul edilebileceğini.
Nerden bilsin çaresizliği çare?
Nerden bilsin ışıksızlığı ışık? Bir damla süt bulsa, su ile karıştırıp çocuklarına verebilecek annenin çaresizliğini ne bilsin... Soğuktan donan çocuğunu hastane morguna götürürken çocuğunun üzerindeki kıyafetleri çıkarmak zorunda kalan, diğer çocuklarına giydirebilmek veya satıp ekmek alabilmek için, babanın hüznünü ne bilsin... Boyundan büyük su bidonunu yaralı elleriyle ve aç karnıyla taşıyan çocuğun çabasını ne bilsin... Üzerine çocuklarının parçalanmış bedenleri uçan annenin ızdırabını ne bilsin... Vatanı ve özgürlüğü elinden alınmış insanın çaresizliğini, hüznünü, ızdırabını ne bilsin... Ne bilsin... ne bilsin... ne bilsin...
Tam iki yıl oldu...
Prof. Mehmet Görmez'in Cuma Hutbesinden etkilenerek yazdım: Tam iki yıl oldu, Gazzede'deki bebekler yutmayı ögrenmeden kan kusmayı ögrendiler... Tam iki yıl oldu, Gazzedeki bebekler konuşmayı öğrenmeden ağıt yakmayı ögrendiler... Tam iki yıl oldu, Gazze'deki bebekler yürümeyi öğrenmeden, Yanmayı ögrendiler... Tam iki yıl oldu, Gencecik bedenler hapishanelerde tecavüz sonucu ölmekte... Tam iki yıl oldu, Gencecik kizlar kırlarda çiçek toplamak yerine, kardeşlerinin parçalanmış vücutlarını topladılar... Tam iki yıl oldu, Çocuklar okula çanta taşımak yerine, hastaneye parçalanmış vücutlarını taşıdılar... Tam iki yıl oldu, Çocuklar oyun alanlarında oynamak yerine, morglarda üst üste yığıldılar... Tam iki yıl oldu, Su, ekmek sırası bekleyen çocuklar hedef alındılar... Tam iki yıl oldu, Çarşıda, pazarda insanların üzerine füze yağmakta...