Rabbimiz Teâlâ'nın kaderlerini ve bunların mahlukat üzerinde nasıl gerçekleştiğini iyice düşünen bir insan, bunların en uygun zaman dilimlerinde gerçekleştiğini anlar.
Her gün ömürleri azalmasına rağmen malları arttığından dolayı sevinen ahmaklar gibi olma.
Mal artıyor ancak ömür azalıyor. Bunun neresinde hayır var?
İlmin ve amelin artması dışında bir şeye sevinme. Çünkü eşin, malın, çocukların ve arkadaşların kabirde seni yalnız bırakıp gittikleri zaman bu ikisi kabirde sana refakat edecek arkadaşlardır.
Nitekim insanlardan bir kısmı ilim talebine ve bilgi elde etmeye yönelir. Bir kısmı ise ticarete ve malını artırmaya, diğer bir kısmı da bedeniyle ve onun gücüyle ilgilenmeye yonelir. Hz. Peygamber ise bizlere, faydanın tam olması ve yararın elde edilmesi için ilmimiz ile amelimizin yan yana olmasını emretmiştir. İlim uğruna harcanmasına rağmen üzerine amel bina edilmeyen veya peșinden amel gelmeyen hayatta hayır yoktur. Rasulullah (sallellâhu aleyhi ve sellem) burada, mal etrafındaki sorgunun, kaynağı ve nereye harcandığına dair olacağı hususunda bizi uyarmıştır ki böylece kazancımız ve harcamamız hususunda Allah'tan korkalım. Müslümanın hayatının, haram helal gözetmeden mal yığmaya hücum etmekle geçmesi doğru değildir. Keza topladığı malını Allah'a taatin dışında münkerlerde israf etmesi, hayırlarda cimrilik yapması ve ödemesi gerekenlerin haklarını mahrum bırakması da doğru değildir.
Bedenlere gelince, yaşamda bizlerin bineğidir. Rasulullah'ın (sallellâhu aleyhi ve sellem) beyan ettikleri üzere, Allah Teâlâ'dan bizlere birer emanettir. Kıyamet gününde, onunla gençliğin baharından ihtiyarlığın zayıflığına nasıl geçip gittigimiz bizlere sorulacaktır. Bedenimizi taatle canlandırıp ibadetlerle nurlandırdık mı yoksa münkeratı üzerine yükleyip büyük günahlarla bitap mı düşürdük?