Kelimelerin aciz kaldığı,Cümlelerin dağıldığı,Sayfaların tükendiği,İçimi alev alev tutuşturan,Bütün bedenimi saran,İliklerime işleyen duygularımı,sana nasıl ifade edeyim, bilmiyorum …
Hani firak ve vuslatın kesiştiği noktada,Yürekleri parçalayan,Güneşin karı erittiği gibi,İnsanı eriten gözyaşları var ya …Hani boğazın düğümlenir,Kelimeler içini kemirir,Bağırmak istersin sesin çıkmaz ya …Hani yüksekten düşersin kabuslara,Tutunmak istersin bir yere bütün gücünle,İmdat istersin de, kimseler duymaz ya …Hani yolcusun, fırtınadır,Her taraf toz, duman,şimşekler gökleri yırtar,ve zifiri bir karanlıkSığınacak bir yerin olmaz ya …
Hani çöldesin, susamışsın,Hemen ötede serap görürsün.Koşarsın ona, su diye,sen ona koştukça,O senden uzaklaşır ya …
Ve yalnızsın …Seni kimseler umursamaz,Kimseler yalnızlığının farkına varmaz,Yabani hemcinslerinin kahkaları,İner ya kafana balyoz gibi,Sen de öylece kala kalırsın bir başına.Ve yalnızlık okyanusunda bir batıp bir çıkıyorsun.Suyun üstündeki çöp gibi,Yılanlar sokulur yalnızlığına.Dost diye düşmana sarılırsın ya,İşte ben bu duyguları yaşıyorum.Mazlum İslam ümmetinin halini her düşündüğümde…
Kardeşim …Duyuyor musun sessizce yükselen,Mazlum mustazaf halkların iniltilerini, feryatlarını?Aç ve sefil çocukların çığlıklarını, duyuyor musun?Zulmün karanlığında ölenleri,Bir yudum hayata hasret kalanları,Şu yürekten boşalan,Yıllardır hiç tükenmeyen,Hiç dinmeyen gözyaşları,Kocasızları, kardeşsizleri, annesiz, babasızları, yetim ve öksüz çocukları …
Ya şu kara bahtlı afganistan annelerini,Başsız kolsuz şehitlerin başında ağlayan anneleri,İhanet ve zulmün pençesinde,şaşkın ve perişan …
Cenk kalesini duydun mu?Gördün mü şehitler tarlasını?Kimyasal bombalarla vurulan, kavrulan o kaleyi,Halepçe kadar, hama kadar masum ve sessiz …
Guantanamoyu duymayan var