"Eğer âlemi bir kitab-ı kebir olarak görsen, kâtibinin kaleminin mürekkebi nur-u Muhammed aleyhissalâtü vesselâmdır.
Eğer âlemi bir şecere suretinde görsen, evvela çekirdeği, sonra meyvesi yine nur-u Muhammed aleyhissalâtü vesselâmdır.
Eğer âlemi bir zîhayat libasını giymiş görsen, onun ruhu nur-u Muhammedî aleyhissalâtü vesselâmdır.
Eğer âlemi bir gül bahçesi olarak görsen onun andelib-i zîşanı yine nur-u Muhammedî aleyhissalâtü vesselâmdır."
Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız.
"Lillah, livechillah, lieclillah" rızası dairesinde hareket ediniz.
O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.
يَا بَاقٖى اَنْتَ الْبَاقٖى
olan birinci cümlesi:
"Bâki-i Hakiki yalnız sensin. Mâsiva fânidir. Fâni olan elbette bâki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alâkasına medar olamaz." manasını ifade ediyor. "Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni bırakıp gidiyorlar; onlar beni bırakmadan evvel ben onları
يَا بَاقٖى اَنْتَ الْبَاقٖى
demekle bırakıyorum. Yalnız sen bâkisin ve senin ibkan ile mevcudat beka bulabildiğini bilip itikad ederim. Öyle ise senin muhabbetinle onlar sevilir. Yoksa alâka-i kalbe lâyık değiller." demektir.