İnsan neye, neden inandığını bilmiyorsa kâmil imana ulaşamaz. Hem neye inandığımızı bileceğiz hem de neden ona bağlandığımızı idrak edeceğiz. Aksi hâlde iman körü körüne taklide dönüşür. Oysa Kur'ân bize sürekli Allah'ın ayetleri üzerinde düşünmemizi, onları akletmemizi emrediyor.
Aklın da kalbin de hakkını vermekten uzak bir çağda yaşıyoruz. Akıllar karışık, kalpler katı, zihinler bulanık, gözler perdeli, hayaller sığ, ufuklar dar, vicdanlar metruk...
Bu yüzden ne kendimizi anlayabiliyoruz ne de varlığı. Özümüzü yitirdiğimiz için kendimize de varlığa da yabancılaşıyoruz.