Ömrümü doğru bir biçimde yaşayabildim mi? Beyhude bir heves uğruna heba mı ettim onu, yoksa anlamlı bir hayatım olabildi mi?
Bir değerler ekseninde mi sürdüm ömrümü, yoksa esen her rüzgara kapılıp gittim mi?
Farkli bir şekilde yaşamayı öğrenmek zorundaydım: Ölümü göçebe bir davetsiz misafir gibi görerek; ama ölmek üzere olsam bile, gerçekten ölene kadar hâlâ yaşadığımı unutmadan!
Mesele şu: Maziye çapa atarak ruha eziyet eden o âlemde debelenip duracakmıyız, yoksa bütün yaşadıklarımızı bir hayat dersine tahvil ederek ileri mi sıçrayacağız?