Ah bir bilseydim, ah bir bilebilseydim
Hangi kalbe sahipler, acaba biliyorlar mı?
Ah gönlüm bir bilseydi, bir bilseydi
Hangi yollara düştüler, nasıl aştılar dağları
Sen sağ sâlim mi görüyorsun onları?
Ya da helâk olmuş, yok olmuş gibi mi onları? Hayrete düştüler âşıklar, geçtiler kendilerinden Aşk içinde yanıp yıkıldılar, şaşırdılar yolları
Ka’be’yi tavaf ederken başıma gelen çok ilginç bir öyküsü oldu bunun: Bir gece Ka’be’nin etrafında tavaf ediyordum. Vaktim güzel geçiyordu. Birden bana bir hâl oldu, titremeye başladım. Bu hâli bilirdim. Bu nedenle, tavaf yerinden çıktım, çünkü orada bir hayli kalabalık insan vardı. Bu kez kumlar üzerinde tavaf etmeye başladım. Tam o sırada bir ilham sağanağına yakalandım ve şiir söylemeye başladım. Söylediğim şiirleri, hem söylüyor
hem dinliyordum. Orada biri var idiyse o da duyabilirdi: