Sabaha kadar uykusuz kaldığını, geceki
işinin yoruculuğunu düşünerek onu rahatsız etmekten çekiniyordum.
İçimde ona karşı tarifi imkânsız bir şefkat vardı. Yatağında nasıl
uzandığını, nasıl ağır ağır nefes aldığını, saçlarının yastığa nasıl
serildiğini tasavvur ediyor ve hayatta bu manzarayı görmekten daha
büyük bir saadet olamayacağını düşünüyordum.
Bakışlarımız karşılaşınca gözleriyle beni
dostça selamladı. Evet, hiç mübalağaya kaçmadan, hiç sırıtmadan, eski
bir dost gibi beni selamladı. Bunu sadece gözlerini
bir kere açıp kapamakla, fakat yanılmama imkân vermeyecek
kadar sarih bir şekilde yaptı. Sonra güldü. Bütün yüzüne yayılan, açık,
temiz, yalansız bir gülüşle güldü. Eski bir dosta güler gibi güldü...