Heyvbanu

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kalplerin hastalıkları, bedenin hastalıklarından daha şiddetlidir. Çünkü bedenin hastalığı, nihayetinde kişiyi ölüme kadar götürür. Kalbin hastalığı ise kişiyi ebedi bedbahtlığa götürür. Böyle bir hastalığın ise şifası ancak ilim iledir.
Türkiye bir uluslararası sözleşmeler çöplüğüne döndüğü için, insanın, Türkiye’nin 2000 yılında imzaladığı, 1966 tarihli BM Uluslararası Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 27. maddesinden söz edesi bile gelmiyor: “Etnik, dinsel veya dilsel azınlıkların bulunduğu bir devlette böyle bir azınlığa mensup bulunan kişiler, grubun diğer üyeleriyle birlikte toplu olarak kendi kültürel haklarını kullanma, kendi dinlerinin gereği ibadet etme ve uygulama veya kendi dillerini kullanma hakları engellenemez.”
Savaş her gündür, her andır. Somut, elle tutulur, gözle görülür, kanın, ekmeğin, sevginin, sevişmenin, çocukluğun, okulun, evlerin, sokakların içindedir. Daha da beter olan, daha da yanıltıcı olanı, Barış savaşın karşıtı bir sözcük olarak vardır. Çünkü, kapitalist dünyada, savaş, üretimin, pazarın, politikanın özü olarak vardır.
Barış, haklı tarafın, inkâr edilmişlerin, soykırıma uğramışların, haksızın yasalarını, dayatmalarını kabul ettiği bir anlaşma değildir. Yeryüzünün bir parçasında gerçekleşen bir Barış, yeryüzünün her köşesine adalet ve sevme kültürünü, anlama ve birlikte var olma düşüncesini taşıyabilmeli. Bu nedenle önce silahlar susmalı. Çünkü kan dökmek insani bir marifet değildir; büyük ve insani olan savaşın akıttığı gözyaşını durdurabilmektir.