Giriş Yap

İbni Kayyim El Cevziyye

Yazar
9.1
799 Kişi
Tam adı
İbn Kayyim el-Cevziyye, İbnü'l-Kayyım el-Cevziyye
Unvan
Arap tefsir ve fıkıh bilgini
Doğum
Şam, 29 Ocak 1292
Ölüm
Şam, 23 Eylül 1350
Yaşamı
Künyesiyle beraber tam adı 'Ebû Abdillâh Şemsüddîn Muhammed b. Ebî Bekr b. Eyyûb ez-Züraî ed-Dımaşkī el-Hanbelî' olup düşünce ve çalışmaları Hanbeli mezhebi odaklı olmuştur. 7 Safer 691 (29 Ocak 1292) tarihinde Dımaşk (Şam) şehrinde doğdu. Babası Ebu Bekir, Cevziyye Medresesi'nde kayyım olduğu için İslam literatüründe adı daha çok 'İbnü'l-Kayyim' (kayyımın oğlu) olarak anılmıştır. İlk eğitimini babasından aldı. Daha sonrasında ise Şam medreselerinin büyük alimlerinin derslerine katıldı. Bunlar arasında, fıkıh alanında ders aldığı İbn Teymiyye en tanınmış hocalarındandır. Daha sonraları Cevziyye Medresesi'nde imamlık ve 1336 yılından sonra da hatiplik yaptı. 1342 yılından ölümüne kadar da Sadriyye Medresesi'nde ders verdi. Yakın ilişki içinde olduğu hocası İbn Teymiyye'nin devrin Memluk sultanları ile arası iyi olmadığı için o da siyasi takipten kurtulamadı ve birkaç defa hapsedilmiştir. 1331 yılında hac için Şam'dan ayrılmış, 13 Receb 751'de (16 Eylül 1350) yılında doğum yeri olan Şam'da ölmüştür. Mezarı aynı şehirdeki Bâbüssagir Mezarlığı'ndadır. Kitapları Medaricü's-Salikin (3 cilt) er-Ruh Hadi'l-Ervah Tariku'l Hicreteyn ve Babu's- Saadeteyn İ'lamu'l- Muvakkiin (4 cilt) İctimaü'l- Cuyüşi'l- İslamiyye et-Turuku'l Hükmiyye fi's- Siyaseti'ş Şerriyye Tuhfetü'l -Mevdud fi Ahkami'l- Mevlüd Ahkamü ehli'z- Zimme et-Tıbbü'n- Nebevi Miftahü Dari's- Saade es-Savaikü'l- Mürsele fi'r- Reddi Ale'l Cehmiyye vel Muattıla Ahbarü'n-Nisa el-Vabilu’s- Sayyib Mine’l- Kelimit- Tayyib es-Salat et-Tefsiru’l- Kayyim Zadü’l- Mead Fi Hedyi Hayri’l- İbad el-Cevabü’l- Kafi ve’d- Dai ve’d- Deva el-Fevaid Uddetü’s- Sabirin El-Fevaidü’l-Müşevvik ila Ulumil-Kur’an et-Tıbyan fi Aksami’l-Kur’an

İncelemeler

Tümünü Gör
448 syf.
·
11 günde
Kitaba ilk başladığımda nefsime çok ağır geldi. Bu ağırlık kitabı uzun sürede okumama neden oldu. Yarım bırakıp tekrar okuma yaparak, kitabı tamamladım. Kalbimizde açtığımız büyük yaralar, sadece bedenime, kişiliğime, çevreme değil; ahiretim için de büyük yaralara neden olması benim ayaklanmama neden oldu. Kitap bir bakışın, bir anlık yapılan hatanın nelere kadir olduğunu yüzümüze çarparak anlatıyor. İmanımızın ne kadar tehlikede olduğunu, bu tehlikede duanın ne kadar önemli olduğunu tek tek anlatıyor. Ben çok istifade ettim. Kitabı okurken şu da okusa, şu da faydalansın dediğim oldu. Herkesin kalbini doğrultması adına okuması gereken bir kitap. Rabbim okuduklarımızla amel edebilmeyi nasip etsin.
·
Reklam
172 syf.
·
10/10 puan
Kalp toprak, iman ise o topraktaki tohum gibidir.”
Kitap ilk olarak Allah’a itaat öncesinde giyilen ihlas elbisesini daha sonra ibadet esnasında bürünülen mutlak samimiyetin nasıl olması gerektiğini ve en sonunda farkına varılan bazı günahların tevbesiyle yıkanan, adeta yeniden doğan kalbin huzuruyla noktalanıyor. Her bölüm kendi içerisinde dallandıkça dallanmış. Acaba bu ayet ne anlama geliyor? Dediğim her yerde hemen bir sonraki cümlede açıklamasını okumak beni en çok tatmin eden özelliği oldu. Bu kitap: Bedenin içinde sıkılıp daralan ruhun nefesi olacak her şeyden bahsediyor. Kalpteki manevi hastalıkların çeşitlerinden ve bu hastalıkların nasıl iyileştirilebileceğinden bahsediyor. Şüpheye düştüğümüz, günahın amansız ve karanlık çukurlarında kendimizi kaybettiğimiz, bir beşer olarak şaştığımız her konuda gönlümüzü ferahlatacak tüm yollara ışık tutuyor, Ve o çukurdan çıkmanın yollarından bahsediyor. Allah’ın yarattığı bu kainatın her zerresinin şükretmeye değer olduğunu, alnın secdeye vardığı her saniyenin bağışlanmak için bir fırsat olduğunu, müminin Allah uğruna gözünden düşen tek bir damla gözyaşı için günahların affedileceğinden, işte Allah’ın merhametinin böyle sonsuz olduğundan bahsediyor. Yeri geldiğinde bizi uyarıyor yeri geldiğinde yaptığımız bazı amellerden ve gönlümüzü Allah’ın yoluna koyduğumuz her vakitten dolayı alacağımız mükafatlardan bahsediyor. Aziz ve Celil olan Allah’ın kudretini her satırda gözler önüne seriyor: “Kalpler O’na doğru akar, sırlar O’nun katında alenidir. O bilinmeyeni tüm yönleriyle bilendir. Herkesin gönlü O’na özlem duyar. Bütün yüzler O’nun nuruna boyun eğmiştir.” Biz inandığımız dine neden inanıyoruz, tamam inanıyoruz da hakkını veriyor muyuz? Bu soruların cevaplarını her müslümanın tam olarak verebilmesi için bu kitap okunmalı diyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim :)
112 syf.
·
10/10 puan
İbn Kayyım'ın "Zad-ül Mead" isimli meşhur çalışmasında konu ettiği Peygamber (s.a.v.)'in abdest alma ve namaz kılma şeklini bu kitabında da ayrıntılı bir biçimde ele alıyor. Kendisine has usulu ile konuyu adeta O'nu görmüş gibi kaleme alan İbn-ul Kayyım yer yer hadis karşılaştırmaları ve kritikleri yaparak konunun bir çok açısını okuyucuya ustalıkla gösterebilmiştir. (Arka kapak yazısı) Kitap iki bölümden oluşuyor ilk bölüm peygamberin abdest alma ikinci bölüm ise namaz kılma şeklini anlatıyor. Genelde bilinen konular olsada doğru diye bildiğimiz bir kaç konuda yanlışmış aslında. Bunlardan birisi boynu mesh konusu. Bu konuda sahih hadis yokmuş bu kitapta ilk okuduğumda şaşırmıştım araştırınca gerçekten öyle olduğunu gördüm. Kitaptan not aldığım konular; Tek bir abdestle bütün namazlar kılınabileceği gibi her namaz için abdest almak daha eftaldir. Her azanın bir kere yıkanması farz iki-üç defa yıkanması ise sünnettir. Başı bir kere mesh etmek daha eftaldir. Su israf edilmemelidir. Abdest aldıktan sonra kurulanmamak daha eftaldir. Enseyi mesh etmekle ilgili rivayetler zayıftır. Hz. Peygamberin namazda sesli bir şekilde niyet getirdiği görülmemiş.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.47