Kenan Rifai , İlahiyat- ı Kenan 'da şöyle der:
" Bilgin sana kıymet , talebin neyse osun sen
İnsanlığı sade yiyip içmekte mi sandın?
Halin ne ise , müşteri sen oldun o hale
Noksanı meğer adl-i ilahide mi sandın ? "
"Burnunu hiç beğenmiyordu: Onu, estetik cerrahinin özenli ellerine bıraktı. Ruhunu hiç beğenmiyordu: Onu, psikanalizin özenli ellerine bıraktı. En kötüsü de burcuydu. Akrep, Başak ya da Yengeç olmayı ne kadar isterdi oysa. Kendi burcu olmasın da! Çünkü bütün sevdikleriyle ilişkileri kötüydü..."
...Bu nedenle daha insani ve daha ahlaki bir dünya için insanın genlerin , moleküllerin ve hücrelerin toplamından öte bir varlık olduğunun her daim hatırla tutulması gerekiyor.
Yahudilerin daima ve tek olası mağdur olarak kabul edilmesine karşı çıkar. Çünkü "mağdur" çabucak yer değiştirebilir. Butler'a göre bazı insanların yasının bile tutulmaya değmeyecek şekilde "gayri insani" tanımına sıkıştırıldığı bir ideolojik hâkimiyet var uluslararası arenada . Filistinli, Iraklı çocukların çocuk sayılmadığı , yaslarının tutulmadığı bir "gayrı insani öteki" anlayışı bu. Organ nakli için sıra bekleyen " beyaz /Yahudi /Kuzeyli hasta " mağdur olarak kalplere hitap ederken , İntifada'nın ciğeri , kalbi , böbreği sökülen genç şehitleri doğal organ deposu olarak arkalarından allanmayı bile hak etmiyor bu kamusal dil içinde.