Hifa

DENİZİN ÖBÜR YÜZÜ ben yüzmeyi öğretmenim göllerde göleklerde öğrendim yılanlarla paylaştım sazlı bataklıkları balıklarla kurbağalarla ondandır ki öğretmenim mavi gündüz içinde kara gece altında kulaçlarım düşlerimde fırtınalı denizleri çekerim kürekleri âheste beste 'mehtabı sürüklerim sularda' 'bana derler niçin gülmez ağlarsın?" gülmemek buysa eğer ya gülmek nerde?
Hifa
ben denize öğretmenim İstanbul denilen bir kentte düştüm öğ öğ öğ öğ öğürdüm öğretmenim Sultanahmet'e kustum bir lâğımsal güzellik ki evlere şenlik serilmiş boğaz diye boyluboyunca zincirliydi üstelik hem de paslı zincirli o İngiliz masalındaki gü/zVez’ var ya cüceler ülkesinde gü//Ver gibi yatıyordu sırtüstü yatıyordu zincirde
Reklam
TURAÇ dağlara dağlara dağlara doğru çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru sarı sıcak ak cibinlik dağlara doğru ordu ordu çekip gider ayçiçekleri bakma turaç bakma bana el glioi üç etekli ak puşulu türkü bakışlı kadınlar yürüyor dağlara doğru gülkurusu leylâk moru dağlara doğru özlemler acılar dağlara doğru sivaslı mı urfalı mı bilemem gayrı kadınlar kadınlar dağlara doğru bilemezler avcının kim olduğunu sezmişler tüfeğin doğrultusunu kadınlar kadınlar dağlara doğru acılarlı umutlarlı bütün bir anadolu bu sıtmalı gecelere bu beşikleri bakma turaç bakma bana el gibi
Hifa
ben çalmadım bu davulu karaca duran çaldı pîr sultan'ı benden aldı kekliği Silifke'den boyasını yaman kardı dadal’dan telini de yaman gerdi karacoğlan'dan vurdu mavi vurdu yıldız vurdu dağbaşı vurdu susuz kuyularda kılkeçi turnayı benden aldı.gelinciği erzincan'dan vurdu ekmek vurdu gurbet vurdu göç ben de senin gibi yalnızım turaç ben de senin gibi düşman içinde de ki bir karacoğlan de ki bayburtlu zihni bakma turaç bakma bana el gibi