Adaletin yokluğu, haksızlığın- hukuksuzluğun yaygınlaştığı, cezasızlık algısının arttığı , adaletin güçlüye teslim edildiği bir toplumsal krizi tanımlar.
Bu yapı içinde ulema ya toplumun bütün kesimleri arasında adaletin, hakkaniyetin, eşitliğin hayat bulması için gayret eder ya da sultanın uleması olarak toplumsal adaletsizliğin meşrulaştırılmasına hizmet eder.
Krizin kaynağında güçlü politik egemenlikler, buna mukabil, toplumsal ve sivil kurumların belirgin güçsüzlüğü vardır. Toplumsal ve sivil kurumların bu zafiyetinin Müslüman toplumların gelişimine ket vurduğunu görürüz. Gerçekleştirilmeyen gelişme tehlikeye girer.
Travmayla özgüven kaybına uğrayan toplumlarda, otoriter yönelimler gelişmeye başlar. İstikrarsızlık, siyasi baskılar, iç çatışmalar otoriterliğin toplumu sürükleyeceği mukadder siyasi sonuçlardır.